SÖZCÜK KORSANI

Dedektif Bol Bel, ergenlik sonrasında Bırak Artık Çocukluğu Yetişkin Ol Fakültesi’nde (BAÇYOF) okumak zorunda kalan, ancak bundan hiç de hoşnut olmayan biridir. Çünkü orada ‘Çocukları Görmeme Teknikleri’, ‘Dayağa Giriş’, ‘Üç Aşamalı Azarlama’, ‘Çizgiromanları Yakma’, ‘ Fantastik ve Bilim Kurguyu Kötüleme’ gibi derslere girmek zorundadır. Öyle uyumsuz davranır ki, sonunda ÖBÇOK cezası alarak BAÇYOF’tan atılır. ÖBÇOK, Ömür Boyu Çocuk Olarak Kalmak demektir ve Bol Bel bu cezayı severek kabullenir. Ama böyle olunca yetişkinlerin çalıştığı hiçbir işte çalışamaz. Bir müddet Tilki Tilki Saatin Kaççılık, El Yakmacılık, Kaydırakçılık, Yakan Topçuluk gibi işlerle iştigal etse de sonunda dedektiflik mesleğini icra etmeye karar verir. Doğrusu iyi de olur.

 

Dedektif Bol Bel, İstanbul’un Anadolu Yakası’nda, Fillibaba Yolu 11 numaradaki deniz mavisi rengindeki kulübecikte yaşar. Hayal Gücüyle oluşturulmuş nesnelere sahiptir. Şekli de üzerindeki yazılar da değişebilen tabela, papağan sesli kapı zili, Babil Taşı, Boyut Anahtarı ve daha nicesi… Hepsi bir yana, Genişleyen Oda adını verdiği, bütün bu nesneleri koyduğu, zamanla başka bir boyuta dönüşen bir de odası vardır bürosunda. O boyuttan gelen Hayal Gücü Varlıkları zaman zaman bir olayı çözmesinde yardımcı olur ona, zaman zaman da kendileri bir olaya dönüşür.

 

Gizemli Şeyler Dedektifi Bol Bel okura ‘mevhaba’ dediği ilk kitap olan Sözcük Korsanı’nda İstanbul’un bir kısmını etkisi altına olan ‘konuşamama’ sorununu çözmeye çalışıyor. Bu olayda en büyük yardımcıları Büyük İlköğretim Okulu’nun beş afacan öğrencisi.

cArleone

GENEL BİLGİLER

DEĞERLENDİRMELER

YORUM YAP

  • ARKA KAPAK

    Gizemli Şeyler Dedektifi Bol Bel, okura ‘mevhaba’ dediği ilk kitap olan Sözcük Korsanı’nda, İstanbul’un bir kısmını etkisi altı na alan konuşamama sorununu çözmeye çalışıyor. Bu olayda yardımcıları Büyük İlköğretim Okulu’nun beş afacan öğrencisi. Bol Bel olayı çözerken hayal gücüyle yapılmış gizemli nesneleri de kullanıyor. Hem de okura kahkaha attırarak yapıyor bunu.

  • KÜNYE

    Dizi Adı: Gizemli Şeyler Dedektifi Bol Bel’in İnanılmaz Serüvenleri

    Kitap Adı: Sözcük Korsanı

    Basım Yılı: Ekim 2011

    Türü: Fantastik Roman

    Sayfa Sayısı: 160

    Editör: Mavisel Yener

    Kapak ve İç Resimler: Gökçe Akgül

    Yayıncı: TUDEM

  • KİTAPTAN BİR BÖLÜM

    Size anlatacağım inanılmaz olay Dedektif Bol Bel’in bürosuna gelen bir telefonla başladı. Bol Bel o sabah içeri daha yeni girmiş, sandalyesine oturmaya bile fırsat bulamamıştı.

     

    “Gizemli Şeylev Dedektiflik Bürosu, ben Dedektif Bol Bel. Nasıl yavdımcı olabilivim?”

     

    “Dedektif Bol Bel, çok acil bir durum var!”

     

    “İsminizi öğvenebiliv miyim efendim?”

     

    “İsmim Aslı. Çok acil bir durum var. Hemen buraya gelebilir misiniz?”

     

    “Tabii Aslı Hanım. Neveden avıyovsunuz?”

     

    “Taksi’den.”

     

    “Takside misiniz şu anda yani?”

     

    “Hayır, Taksi’deyim.”

     

    “Ben de öyle dedim zaten.”

     

    “Hayır, hayır… Araç olan takside değil, semt olan Taksi’deyim ben.”

     

    “Taksim olmasın o?”

     

    “Eskiden öyleydi.”

     

    “Ne demek eskiden öyleydi? Kendimi bildim bileli Taksim’in adı değişmemiştiv.”

     

    “Bu sabah değişti. Ben de sizi bu yüzden arıyorum zaten.”

     

    “İlginç… Advesin kalanını vica edeyim.”

     

    “Söylüyorum: Kulak Çekme Sokak, numara beş, Taksi. Bükük İlköğretim Okulu.”

     

    “Kulak Çekme Sokak mı? Sulak Çeşme olmasın sakın?”

     

    “Sizi arama nedenimin ikincisi de bu. Bu sabah sokağımızın adı da değişti.”

     

    “Hımm… Bükük İlköğvetim Okulu dediniz, değil mi?”

     

    “Hah işte, sizi arama nedenimin üçüncüsü: Bizim okulun adı Bükük değil Büyük’tür. Büyük İlköğretim Okulu yani. Ama…”

     

    “Bu sabah o da değişti. Doğvu mu anladım?”

     

    “Aynen öyle. Bu sabah baktık ki, o ne? Okulumuzun adı değişmiş, sokağımızın adı değişmiş, semtimizin adı bile değişmiş. Kimse ne olduğunu bilmiyor. Bizim sınıftaki Kokan’la konuşuyorduk. Sizden söz etti. ‘Bu durumu çözse çözse Dedektif Bol Bel çözer’ dedi. O nedenle sizi aradım.”

     

    “Beni önevdiği için avkadaşınıza teşekküv ederim. Hev ne kadav adı bivaz gavip olsa da…”

     

    “Arama nedenimin dördüncüsü: Arkadaşımın adı da değişti.”

     

    “Nasıl yani?”

     

    “Öyle işte… Dün arkadaşımın adı Okan’dı. Bu sabah sınıfa gelince bir baktık ki Kokan olmuş.”

     

    “Gevçekten ilginç bir duvumla kavşı kavşıyayız Aslı Hanım.”

     

    “Yaslı.”

     

    “Efendim?”

     

    “Adım Yaslı. Az önce değişti.”

     

    “Aman Tanvım! Hemen geliyovum!”

     

    Bol Bel telefonu kapar kapamaz turuncu renkli pardösüsünü sırtına, aynı renkteki geniş kenarlıklı şapkasını başına geçirdi. Koca göbeğini sımsıkı saran sarı gömleğiyle upuzun kırmızı kravatını şöyle bir düzelttikten sonra yola çıktı ve bürosunun bulunduğu Fillibaba Yolu’nu aceleyle inmeye koyuldu. Önce vapura binip karşı yakaya geçmesi, sonra da verilen adrese otobüsle gitmesi gerekiyordu.

     

    (…)

  • BİR DOLAP KİTAP (RADYO YAYINI) / 17 ARALIK 2011

     

     

     

    94.9 Açık Radyo’da Banu ve Yıldıray adlı iki kitap sevdalısının hazırlayıp sunduğu Bir Dolap Kitap adlı programın 17 Aralık 2011 tarihli bölümünde Gizemli Şeyler Dedektifi Bol Bel’in İnanılmaz Serüvenleri’nin ilk kitabı Sözcük Korsanı konuşuldu. Bir hayli keyifli olan söyleşiyi yukarıdaki oynatıcıya tıklayarak dinleyebilirsiniz.

     

  • KENAN KABLAN / 13 ARALIK 2011

    Bir zamanlar “Büyüyünce ne olacaksın?” diye soran değil, “Ne iş yaparsan yap, en iyisini yap,” diyen büyüklerimiz vardı.

     

    Onlar “Çok para kazan!” diye değil, “Hakkından fazlasına göz dikme!” diye nasihât ederlerdi.

     

    Farklı türlerde eserlere imza atmış, ayrıca çocuk-gençlik yazımında müstesna bir yeri olan sevgili dostum Aşkın Güngör’ün yeni çıkan “Gizemli Şeyler Dedektifi BOL BEL – Sözcük Korsanı” isimli kitabını bir solukta okuduktan sonra yıllar öncesine, çocukluğuma gittim. Kişiliğimizin yapı taşları arasında adeta bir elmas gibi parıldayan bu güzel ilkeleri bir kez daha hatırlatması çok hoşuma gitti doğrusu.

     

    Bu öğütleri hem tek bir cümle ile değil tüm bir kitaba yaymış hem de basmakalıp bir ifadeden öte bunların nasıl başarılabileceğini çocuklar için etkili, ince ve çekici bir dille anlatmış Aşkın Güngör.

     

    Kitapta, çocukların yaşamları boyunca hemen her durumda ihtiyaç duyacakları problem çözme yeteneklerini geliştirecek teknikler detektifimiz üzerinden oldukça başarılı bir şekilde pratik ediliyor.

     

    Çocukları araştırmaya yönlendirirken mantık ve aklın teknik imkanlarla nasıl desteklenebileceği hakkında fikir veriyor. Farkındalık, dikkat, empati kurma, dilimizin doğru kullanımının önemi yani doğru ifade etme ve doğru anlama gibi konularda da eğitmeyi ihmal etmiyor. Elbette her zamanki beğenilen fantastik ve eğlenceli üslûbuyla…

     

    Özetle; eğer çocuklar BOL BEL okuyorsa gelecek için daha ümitvar olabilirsiniz derim.

     

    Kenan Kablan, 13 Aralık 2011

     

  • M. İHSAN TATARİ / 29 ARALIK 2011

    Dedektif Bol Bel kesinlikle çok eğlenceli bir karakter. Daha çok küçük yaştaki okurlara hitap etse de benim büyümüş de küçülmüşler için biçilmiş kaftan.

     

    Kendisi BAÇYOF (Bırak Artık Çocukluğu Yetişkin Ol Fakültesi) mezunu olamayan, bu yüzden de yetişkinlik payesi kazanamayan biri. Çünkü orada ‘Çocukları Görmeme Teknikleri’, ‘Dayağa Giriş’, ‘Üç Aşamalı Azarlama’, ‘Çizgiromanları Yakma’, ‘Fantastik ve Bilimkurguyu Kötüleme’ gibi dersler verilmektedir. O ise tüm bunlarda son derece başarısızdır. Bu yüzden çareyi dedektiflikte alır. Babil anahtarı, Genişleyen Oda gibi ilginç, hayal gücüyle oluşturulmuş nesnelere sahip.

     

    Bu kitapta kimi zaman bize kahkaha attırdığı gibi, kimi zamanda bozulan Türkçemizi hafiften eleştirmiş kendisi. Okurken çok keyif aldım, bazı yerlerde de ciddi ciddi düşündüm.

     

    Yetişkinler bu kitaba en fazla 7 puan verecektir. Bense içimdeki çocuğu da hesaba katarak kocaman bir sekiz veriyor ve devam kitaplarının adı gibi “bol” olmasını diliyorum.

     

    M. İhsan Tatari, Idefix, 29 Aralık 2012

     

  • ELİF TÜRKÖLMEZ / İYİ KİTAP / EYLÜL 2012

    Aşkın Güngör’ün Sözcük Korsanı: Gizemli Şeyler Dedektifi Bol Bel’in İnanılmaz Serüvenleri adlı kitabı, iletişim çağında iletişim kurmayı beceremeyen yetişkinlere çocukların naif dünyasından koca bir nanik yapıyor.

     

    Birbirine çok benzeyen binlercesi yapılıyor gerçi ama daha bu sabah okuduğum yeni bir araştırmaya göre, yetişkinlerin yapmaktan en az hoşlandığı şey “işe gitmek”miş. Şaşırtıcı değil aslında. Yetişkin olmak demek ilk önce bir iş sahibi olmak, sonra da mütemadiyen bu işten ve işin getirdiği stresten şikâyet etmek demek. İş yüzünden dostlara “merhaba” demeye, anne babaya telefon açmaya, çocukların ödevlerine yardım etmeye, spor yapmaya, müzik dinlemeye vakit yok. Ya da yetişkinler öyle sanıyor. Ursula K. LeGuin, “Amerikalılar Ejderhalardan Neden Korkar?” adlı makalesinde çok güzel anlatır bu durumu: Çünkü fantezi para etmez ve yetişkinler sadece paradan hoşlanır. Para etmeyen her şey vakit kaybıdır. En çok da hayal kurmak…

     

    Aşkın Güngör’ün Sözcük Korsanı: Gizemli Şeyler Dedektifi Bol Bel’in İnanılmaz Serüvenleri adlı kitabı Le Guin’in açtığı yoldan yürüyen, “yetişkinlik” denilen “ciddi” kurumu kıyasıya eleştiren ve gücünü de çocukların pür-i pak zihinlerinden, basit ama zekice bakış açılarından alan bir kitap. Baktığı davaların karşılığında para değil “hayal” kabul eden “çocuk ruhlu” Dedektif Bol Bel’in, “şekli ve manası değişen sözcüklerin” gizemini araştırdığı öyküde, hem sürükleyici bir hikâyenin peşine düşüyor, hem de isabetli yetişkinlik eleştirilerine rastlıyoruz.

     

    Dedektif Bol Bel, “R” harfini söyleyememesi; gizemli olayları çözmesi karşılığında bin renkli kelebek, hiç bitmeyen ekmek, kabuksuz kaplumbağa, mor tavşan, evsiz çatı, çalışkan ağustosböceği gibi şeyler kabul etmesi; “Hevkesin biv işi vav, benim işim kollavım. Hevkes işine gidev, ben kollavımı sallavım… Lay lay lom…” diye şarkı söylemesi; yetişkinlerin hayatındaki “portatif, kanıksama, portföy, öbek, muğlak, nahif, ironi, kadim, ansiklopedi, ivedi” gibi sözcükleri kullanmaması gibi özellikleri nedeniyle BAÇYOF’tan mezun olamamış tek yetişkindir. Yani “Beş Derste Çocukları Kandırmak”, “Nasıl Sıkıcı Olunur?”, “Çocukları Görmeme Yöntemleri”, “Sorular Nasıl Savuşturulur?”, “Çok Şahane Bahaneler”, “Azarlama Teknikleri” gibi derslerden geçemediği için “Bırak Artık Çocukluğu Yetişkin Ol Fakültesi”nde sınıfta kalmış ve ÖBÇOK, yani “Ömür Boyu Çocuk Olarak Kalmak” cezasına çarptırılmıştır. Dedektif Bol Bel’in bundan bir şikâyeti yok, o yetişkinlerin hoşlandığı şeylerden zaten hoşlanmıyor ve sadece çocukların hayata sorgulayan gözlerle bakabileceğini, yetişkinler içinse hayatın, bütün ayrıntıları bilindiği için gizemini yitiren bir şey olduğunu düşünüyor.

     

    İşte tam da yetişkinlerin bu özelliklerinin sebep olduğu bir hikâye anlatmış Aşkın Güngör. Yetişkinlerin “dinlemeyi” bilmediği bir dünyada, idareyi çocuklar ele alırsa ne olacağının yanıtını bize çok güzel göstermiş. Teknolojiyi kullanmayı çok iyi bilen ama bunu yetişkinler gibi hayatın her anına bulaştırmayan çocuklar, anne ve babalarının ilgisizliğini yine teknolojiyi kullanarak cevap veriyor. “Sözcükleri bozan” Dinçer’in hikâyesi eğlenceli başlıyor, ama şunu söylemeliyim ki bu gerçekten dokunaklı bir öykü. Özellikle de ebeveynler için… O yüzden kitabı çocuklardan ziyade yetişkinlere tavsiye ediyorum. Çıkartacak çok dersleri var.

     

    Dinçer, kendisiyle ilgilenmeyen, onunla konuşmak yerine telefonla konuşan annesiyle biraz olsun yalnız kalabilmek ve baş başa konuşabilmek için bir yol düşünüyor. Bilgisayarla arası iyi olduğu için, annesi ve kendisi dışında herkesin etkileneceği bir “iletişim bozma” programı yazmayı başarıyor. İstediği tek şey dünya üzerindeki herkesin anlaşılmaz sözcüklerle konuşması. Böylece başkalarıyla iletişim kuramayan annesinin sadece kendisine kalması…

     

    Bilgisayarla haşır haşır neşir olmayan zamane çocuğu yok gerçi, ama sizinki de onlardan biriyse bu akşam kitapçıya uğrayıp onun için Dedektif Bol Bel’in Serüvenleri’ni paketletebilirsiniz. Kendisi gibi bilgisayar canavarı bir çocuğun, bu aleti ne için kullandığını okurken, belki ilham alır ve kendi hayatı için nasıl bir program yazmak istediği konusunda hayal kurmaya başlar. İnanın bu onu karşınıza alıp “Bir sorunun mu var?” diye sormaktan daha iyi. Bir de unutmayın, çocuklar her şeyin farkında, cep telefonunuzun ekranına onun yüzünden daha çok baktığınızın da…

     

    Elif TÜRKÖLMEZ – İYİ KİTAP – SAYI 43 – EYLÜL 2012

comments powered by Disqus
istatistikleri görün