DOKTOR OTUKURU'NUN IŞINLAMA MAKİNESİ

Dedektif Bol Bel Geri Döndü!

Çocuk ve gençlik edebiyatının “hayalsever” kalemi Aşkın Güngör yepyeni bir Dedektif Bol Bel macerası ile eğlenceye kaldığı yerden devam ediyor!

 

Top gibi göbeği, yaz kış üzerinden hiç çıkarmadığı turuncu şapkası ve pardösüsü ile Fillibaba yolunun çocuk ruhlu “yakışıklı” hayalperesti yeniden iş başında! Üstelik bu seferki görevi hayli karışık bir vaka: Asrın icadına imza atmaya hazırlanan Doktor Otukuru’nun izini sürmek. “Bu iş bizim tanıdığımız Dedektif Bol Bel için çantada keklik” dediğinizi duyar gibi olsak da, sizi temin ederiz ki bu sefer işler hiç de tahmin ettiğiniz kadar kolay ilerlemeyecek. Neden mi? Çünkü BAÇYOF’un (Bırak Artık Çocukluğu Yetişkin Ol Fakültesi) yüz karası Bol Bel, uzun yıllar sonra ilk kez yetişkin birinin dedektifliğini yapmaya soyunuyor da ondan. Ama telaşa gerek yok. Bol Bel başarmaya kararlı. En azından öyle görünüyor

 

Şıngırdak Otukuru, Bol Bel’in dedektiflik bürosuna geldiğinde nasıl bir dünyaya adım atacağını rüyasında görse inanmazdı. Höyküren bir kapı zili, genişleyip duran bir oda, gerçek bükücü iksir, boyut anahtarı, konuşan hatta yürüyen bilge bir kitap gibi sıra dışı hayal nesneleriyle gücüne güç katan böylesi uçarı bir dedektif kendisine nasıl yardımcı olabilirdi?

 

Aşkın Güngör’ün hayal dünyasından ışınlanarak ödüllü çizer Gökçe Akgül’ün çizimleriyle ete kemiğe bürünen, tüm zamanların en matrak dedektifi Bol Bel’in maceraları katlanarak devam edecek!

 

cArleone

GENEL BİLGİLER

DEĞERLENDİRMELER

YORUM YAP

  • ARKA KAPAK

    Gizemli Şeyler Dedektifi Bol Bel, ilk kitabı Sözcük Korsanı’ndan sonra bu kez çok acayip yepyeni bir serüvenle karşınızda!

     

    Tanınmış bilim insanı Doktor Otukuru inanılmaz bir icada imza atar. Ne var ki Doktor Otukuru gölgelerden çıkıp gelen gizemli biri tarafından karısının gözleri önünde yok edilir. Yeryüzünün en sıradışı dedektifi Bol Bel, bu tuhaf olayı çözmek için kolları sıvar. Bir yandan da başına bela olan Komiser Dar Bel’in takibinden kurtulmak için bin bir takla atması gerekecektir.

  • KÜNYE

    Dizi Adı: Gizemli Şeyler Dedektifi Bol Bel’in İnanılmaz Serüvenleri

    Kitap Adı: Doktor Otukuru’nun Işınlama Makinesi

    Basım Yılı: Kasım 2013

    Türü: Fantastik Roman / Dedektiflik

    Sayfa Sayısı: 232

    Editör: Mavisel Yener

    Kapak ve İç Resimler: Gökçe Akgül

    Yayıncı: TUDEM

  • KİTAPTAN BİR BÖLÜM

    Dedektif Bol Bel gazeteden başını kaldırıp kulak kesildi. Bahçede ayak sesleri mi duymuştu? Solundaki pencereden dışarı baktı. Bulunduğu noktadan bahçe kapısını ve kesme taşlı yolun bir bölümünü görebiliyordu. Orada kimse yoktu.

     

    Yanıldığını düşünerek gazeteye dönmüştü ki, kapının tuhaf zili ciyaklamaya başladı: “Biri geldi! Biri geldi! Tam önümde duruyor! Tam önümde duruyor! Sokağı görmemi engelliyor! Sokağı görmemi engelliyor! Alsana şunu içeri! Alsana şunu içeri!”

     

    Bol Bel sandalyesinden kalkarken, “Seni yakında değiştiveceğim, habevin olsun,” diye homurdandı.

     

    “Benim gibisini bulursan değiştirirsin,” dedi kapı zili.

     

    Anlaşılan pek de oralı değildi.

     

    Bol Bel, “Bugüne dek aldığım en geveze hediyesin,” dedi bu kez. “Hev şeyi iki keve söylemek zovunda mısın?”

     

    “Biraz daha akıllı olsaydın bir kez seslenirdim,” dedi zil. “Ayrıca yavaşsın da. Sen gelip kapıyı açana dek kadın zile bir kere daha bastı. Tekrar duyurmamı ister misin?”

     

    Umursamaz olduğu kadar ukalaydı belli ki.

     

    Bol Bel, “Gevek yok,” dedi terslenerek. Pardösüsüyle şapkasının asılı olduğu ayaklı askının yanından geçerek kapıyı açtı. Karşısında, makyajı akmış yüksek topuklu ayakkabılarının üstünde güçlükle duran, kan ter içinde kalmış tombul bir kadın görünce şaşırsa da bozuntuya vermedi. Yetişkinlerin zili bile çalmamasını daha nasıl anlatabileceğini düşünmesine karşın gülümsedi.

     

    “Buyvun?” dedi nezaketle.

     

    “Bol Bel?”

     

    “Ta kendisi.”

     

    “Yanlış olmasın, Dedektif Bol Bel, değil mi?”

     

    “Evet. Buyvun.”

     

    “Yani Gizemli Şeyler Dedektifi Bol Bel, öyle değil mi? Yanlış olmasın diye soruyorum.”

     

    Bol Bel sabrının sonuna geldiğini hissettiren derin bir nefes aldıktan sonra, “Ta kendisi dedim ya,” diye homurdandı.

     

    “Buyvun? Ne vavdı?”

     

    Kadın parmaklarının ucunda hafifçe yaylanıp içeriyi görmeye çalışırken, “Gizemli bir olayı çözmeniz için sizi tutmak istiyorum,” dedi. “İçeride konuşabilir miyiz?”

     

    “Dışavıda da konuşamayız ki içevide konuşalım,” dedi Bol Bel.

     

    “Efendim? Anlayamadım.”

     

    “Anlayışınız kıt mıdıv?”

     

    “Efendim?”

     

    “Anlaşılan öyle.”

     

    “Ne diyorsunuz kuzum siz?”

     

    Bol Bel derin bir nefes daha aldıktan sonra, “Hanımefendi, okuma yazmanız yok mu?” diye sordu.

     

    “Ha, anladım şimdi,” dedi kadın. “Tabeladaki uyarıdan söz ediyorsunuz. Yetişkinler kapıyı bile çalmasın falan.”

     

    “Okuv yazav olduğunuz anlaşılıyov,” dedi Bol Bel sabırsızca. “Anlamadığım şey, okuduğunuzu anlamamakta neden ısvav ettiğiniz. Yetişkinlev için çalışmıyovum ben.”

     

    “Onu anladım,” dedi kadın saf saf.

     

    Bol Bel kapıyı kapatmak için uzanırken, “Öyleyse size iyi günlev,” dedi. “Tekvav gövüşmemek üzeve.”

     

    Ne var ki ziyaretçi pes edecek gibi değildi. Kapının kapanmasını önlemek için ayağını uzatırken, “Durun biraz!” diye atıldı. “Beni dinlemediniz bile.”

     

    “Yetevi kadav dinledim,” dedi Bol Bel. “Şimdi izin vevivseniz…”

     

    “KOCAM SİLİNDİ!” diye feryat etti kadın.

     

    Bol Bel afalladı.

     

    “Silindi devken?”

     

    “SİLİNDİ İŞTE!” dedi kadın. “SİLİNDİ! ÖLDÜ! YOK OLDU!”

     

    Ağlamaya başlamıştı. Zaten akmış olan makyajının daha da berbat görünmesine sebep oluyordu bu.

     

    Bol Bel, “Silinen biv adam,” diye mırıldandı.

     

    Gazetede okuduğu haberi hatırlamıştı: Kocasının bir ışın tüfeğiyle vurulduktan sonra silindiğini söyleyen şu kadın… şu… “Yoksa siz Şıngırdak Otukuvu musunuz?” diye sordu. “Hani…”

     

    (…)

  • MATRAK DEDEKTİF BOL BEL / MAVİSEL YENER

    Gizemli Seyler Dedektifi Bol Bel’in ilk kitabı Sözcük Korsanı’ndan sonra serinin ikinci kitabı Doktor Otukuru’nun Isınlama Makinesi okurla buluştu.

     

    Koca göbeğini sımsıkı saran sarı gömleği, turuncu pantolonu, upuzun kırmızı kravatı, kocaman şapkasıyla Dedektif Bol Bel karşımızda. Hayal kurma ustası, özgür ruhlu, matrak Dedektif Bol Bel şaşırtıcı, gizemli bir serüvene davet ediyor okurları. Bol Bel’in bir türlü AÇYOF (Bırak Artık Çocukluğu Yetişkin Ol Fakültesi) mezunu olamadığını, serinin ilk kitabını okuyanlar anımsayacaklardır. Bu fakültede okutulan derslerden bazıları, Çocukları Görmeme Teknikleri, Dayağa Giriş, Üç Aşamalı Azarlama, Çizgiromanları Yakma, Fantastik ve Bilimkurguyu Kötüleme’ydi. Bol Bel, okulda uyumsuzluk gösterince ona ÖBÇOK (Ömür Boyu Çocuk Kalma) cezası verilmişti. Bu nedenle de yetişkinlerin çalıştığı hiçbir işte çalışamamıştı. Tilki Tilki Saatin Kaççılık, El Yakmacılık, Kaydırakçılık, Yakan Topçuluk gibi işler yapmış, sonunda dedektiflikte karar kılmıştı. Bu kez, Dedektif Bol Bel’in heyecanlı bir macerasını daha anlatıyor Aşkın Güngör.

     

    Tanınmış bilim insanı Doktor Otukuru inanılmaz bir icada imza atıp, ışınlama makinesini icat eder. Doktor Otukuru’nun ışınlama makinesinin ayrıntılı sunumu kitaba bilim kurgu boyutunda da bir katman sağlar.

     

    “ ‘Duş kabinlerini düşün,’ dedi. ‘Klinikteki ışınlama makinesi o kabinlere benziyor. Bir benzeri de Şile’deki köşkte var. Işınlanacak nesneyi klinikteki makineye koyuyoruz. Bu makine nesneyi tarayıp DNA yapısını belirleyerek Şile’deki makineye iletiyor. Sonra tepedeki madde ayrıştırıcı devreye girerek nesneyi en küçük zerreciklerine ayırıp emiyor. Ses dalgalarının telefon tellerinden elektriksel akımlar olarak akmasına benzer bir yöntemle, emilen bu zerrecikler Şile’deki makineye iletiliyor. Alıcı makine, gelen zerrecikleri DNA bilgisine göre yeniden maddeleştiriyor. Her şey bu kadar basit aslında.’” (s, 13)

     

    FANTASTİK DAMARA YOLCULUK

     

    Bugün bilim dünyası nesnelerin çözünmesinin sağlanması noktasında başarılı, yeniden maddeleşme konusu da çözüldüğünde, insanlar ışınlanabilecek belki de… Güngör, bu ön görüden yola çıkarak, serüvene bilim dünyasının penceresinden de bakıyor. Doktor Otukuru, bulduğu ışınlama makinesini kendi üzerinde denediği ve başardığı gerçeğini eşiyle paylaşıyor. Bu buluş sayesinde zengin olmak Şıngırdak Hanım’ın tek hayali artık…

     

    Ne var ki Doktor Otukuru’nun, gölgelerden çıkıp gelen gizemli biri tarafından, karısının gözleri önünde yok edilmesiyle işler sarpa sarıyor.

     

    “Önce şık siyah ayakkabıların içindeki ayakları, sonra bacakları, dizleri ve kalçaları silindi Doktor Otukuru’nun. Görünmezlik iksirini yanlış kullandığı için bedeninin sadece yarısı kaybolan acemi bir büyücü gibi asılı kaldı boşlukta. Hemen ardından beli kayboldu, elleri (araba anahtarı şangırdayarak yere düştü o anda), dirsekleri, kolları, omuzları, boynu ve sonunda… Dünyanın en değerli beyinlerinden birini barındıran başı…” (s, 20)

     

    HIRSLAR VE iNSANLAR

     

    Yeryüzünün en sıradışı dedektifi Bol Bel, bu tuhaf olayı çözmek için kolları sıvıyor. Öte yandan da başına bela olan Komiser Dar Bel’in takibinden kurtulmak için bin bir takla atması gerekiyor. Doktor Otukuru’nun eşi Şıngırdak Otukuru, Bol Bel’in dedektiflik bürosuna gelip ondan yardım istediğinde böylesi bir serüvenle karşılaşacağını elbette bilmiyor. Bol Bel’in, genişleyen odasından, gerçek bükücü iksirden, boyut anahtarından, konuşan kitaptan haberi yok. Yoksa da Doktor Otukuru kopyalandı mı? Fantastik edebiyatımızın değerli isimlerinden Aşkın Güngör’ün zekice kurgusu romanı soluk soluğa okutuyor.

     

    Gerek eşinin gerek Doktor Otukuru’nun tıkanıklıkları, açılımları, hırsları, düş kırıklıkları, beklentileri, örselenişleri, umutları, umutsuzlukları anlatıcının sürekli açık olan kamerasından birebir aktarılınca, lezzetli bir fantastik roman ortaya çıkmış. Gökçe Akgül’ün başarılı çizgileri, kitabın özenli tasarımı okumayı daha da eğlenceli kılıyor.

     

    Bilim ve teknik alanındaki gelişmeler sürerken “insan olma” öğesinin zaman zaman atlandığına dikkat çekiyor Aşkın Güngör. Yetişkin olmanın getirdiği sıkıntılardan birisi de İnsanoğlunun hırsına yenilip sevgi gerçeğini unutması, metin bunun da altını çiziyor. Aşkın Güngör, kitaptaki fantastik dünyayı oluştururken kurgunun bir ayağını gerçek dünyaya bastırıyor, bu da kurguyu inandırıcı kılıyor.

     

    Aşkın Güngör’ün aklının odalarında dinlenip demlenen nice Bol Bel öyküsü daha var, onları okurlarla buluşturmasını heyecanla bekliyoruz. Uçurtmanız bir UFO’nun kuyruğuna mı takıldı? Gökkuşağının altından geçen anneniz, babanıza mı dönüştü? Geçmişten dedenizin gençliği mi geldi? Dert etmeyin! Dedektif Bol Bel sizin için çözer!

     

    Mavisel Yener / Kitap Gölgesi

     

    sihirlidegnekcumhuriyet@gmail.com

     

  • GİZEMLİ ŞEYLER DEDEKTİFİ BOL BEL'İN OLAĞANÜSTÜ DÜNYASI / SEVDA MÜJGAN

    Anayasanın ne olduğunu herkes bilir: Bir devletin nasıl yönetileceğini belirleyen, kişi hak ve özgürlüklerini düzenleyen yasalar bütünü. Söz konusu hayat olduğunda onun da yönetilmeye gereksinimi olduğu sonucuna varanlar, “Hayat Anayasası” hazırlamak için kolları sıvamıştır dersek yadırganır mı yadırganmaz mı, bilinmez ama “Herkes yetişkin olmalıdır.” maddesini kabullenmekte sorun çıktığı genellikle görülmez. BAÇYOF’lar (Bırak Artık Çocukluğu Yetişkin Ol Fakültesi) buna hizmet etmek üzere kurulmuştur. İnsanların bitirmeye zorunlu olduğu, çekmecelerinde diploması bulunması gereken öğrenim kurumları… Başarılı olamadıkları takdirde yetişkin olmalarına izin verilmeyeceği anımsanırsa insanların BAÇYOF’u bitirmeye neden can attıkları kolayca anlaşılır.

     

    Bol Bel, bütün derslere girdiği, bütün sınavlara katıldığı, bir gün bile devamsızlık yapmadığı halde bu fakülteden mezun olamaz. “Çünkü ne yaparsa yapsın eğlenmekten, karşısına çıkan herkese gülücükler atmaktan, neşeli olduğunda ağız dolusu kahkahalar savurmaktan vazgeçmemiştir. BAÇYOF’ta yasaklanan bütün şeyleri bolca yaptığından iki günde bir disipline gönderilmiş, sonunda da ÖBÇOK (Ömür Boyu Çocuk Olarak Kalmak) cezası alarak fakülteden atılmıştır.” (Sözcük Korsanı, s. 14)

     

    BAÇYOF diploması almadan yetişkinlerin işlerinde çalışmak söz konusu değildir. Bu durumda Bol Bel’in kara kara düşünmesi gerekir sanılabilir ama durum hiç de öyle değildir. O, çocuk kalmaktan son derece hoşnut ve mutludur. Neden mi? Yetişkinlerin çalıştıkları işleri sevdiği pek görülmez. O ise çocuklardan sonra dünyada en çok dedektifliği sever. Ayrıca yetişkinlerin eğlenceli oldukları söylenemez. Homurdanmayı severler. Onlara merak ettiğiniz bir şeyi sorarsanız yanıtlamamak için bin dereden su getirirler. Ayrıca sizi görmüyormuş gibi davranmakta da çok başarılıdırlar. Kısacası yetişkinliğe özgü tuhaf tuhaf kurallar vardır. Üstelik kendilerine benzemeyenlerden hoşlanmazlar. Bu durumda Bol Bel’den hoşlanmalarını da beklenemez. Karşılarında çocuk ruhlu bir hayalperest, iflah olmaz bir maceracı vardır. Bol Bel ise yetişkinlerin küçümsedikleri bu iki özelliğinin (hayalperest ve maceracı olmak) hayatta başına gelen en iyi şeyler olduğunu düşünür. “Hayalpevest ve macevacı olmak çocuklava özgüdüv. Ben de çok sevdiğim çocuklavdan bivi gibi anılmaktan onuv duyavım.” (SK, s. 17) Bu sözlerden sonra Bol Bel’in, yetişkinlerin yanı sıra “r” harfiyle de arasının iyi olmadığı söylemeye gerek yok sanırız.

     

    Bol Bel, hayata sorgulayan gözlerle bakanın yalnızca çocuklar olduğunun farkındadır. Bütün ayrıntılarını bildiğini sandığı için gizemini yitiren bir hayat ona göre olamayacağına göre çocuk kalmak kuşkusuz en iyisidir. Yetişkinler öğrenmezken çocukların her günü keşiflerle doludur. Hayatla ilgili en basit şeye bile mucize gibi yaklaşırlar. Onların taze algısı için hayat da, dünya da, evren de henüz gizemini yitirmemiştir.  Buradan yetişkinlerin büyüdükçe bütün gerçekleri öğrendikleri sonucunu çıkarmak da yanlıştır. Bol Bel, yetişkinlerin bir çocuktan fazla bir şey bilmeseler bile bilir gibi yapmakta ne kadar becerikli olduklarını, dolayısıyla yalan söylemekte ustalaştıklarını gözden kaçırmaz. Ayrıca çocuklar, yaşamın sonsuz olasılıklarına inanır. Onlara göre her şey olabilir. Düşleri güçlüdür. Diledikleri her şeyi gerçek kılma kudretine sahiptirler. Yetişkinler içinse kesin doğrular ve yanlışlar vardır. Bir şeyin yanıtını bildiklerine inanmışlarsa aksini düşünmek bile istemezler. Paylaşmak yerine, kural koyucu, emredici olmayı seçerler. Üstelik çocukları, kendi fikirleri olan bireyler olarak değil de ite kaka biçimlenecek kusurlu varlıklar olarak görürler. Kötü olan budur. Yetişkinlere bütün bildiklerinin başkaları tarafından öğretildiği düşünüldüğünde çocukları kusurlu varlıklar olarak görmelerini anlamak kolaylaşacaktır. Birilerinin bu gerçektir dediğini gerçek olarak benimsemek, hayatı sorgulamayan yetişkinler için şaşırtıcı değildir. Dünyada, hayatta, evrende başka olasılıklar barınabileceğini fark etmek, hayatı farklı gözlerle görebilme erdemine sahip olmayı gerektirir. Çocuklar ve Bol Bel bu erdeme sahip oldukları için birbirlerine yakındır. Bu durumda kolayca anlaşılabileceği gibi Bol Bel çocukları, çocuklar onu sever. Çocukları sevindirmek Bol Bel’i mutlu eder. Kimi zaman bürosunun bulunduğu Filli Baba yokuşunda onlarla yarışa tutuşur ama her zaman bilerek geride kalır. Gönlü çocukların kaybetmesine razı olmaz. Dedektife danışan hiçbir çocuğun eli boş dönmez. Üstelik Bol Bel, verdiği hizmetlerin karşılığında para falan da istemez. “Pava yetişkinlevin dünyasında kalsın, benim dünyamı kivletmesin.”der. (SK, s. 18) Bu arada yanlış anlaşılmaması için belirtmek durumundayız. Bol Bel, elbette üstlendiği davaların karşılığında bir ücret alır ama bu ücret para değil, hayaldir. Yardım ettiği, sorununu çözdüğü her çocuktan bir tane hayal alır. Öyle ki bürosunun odalarından biri kazandığı bu hayallerle doludur. Yeni bir hayal konulduğundan hop genişleyiveren bir oda… Bol Bel, “genişleyen oda” adını verdiği bu odayı sever. Zamanının çoğunu da burada geçirir.

     

    Sanırız artık Bol Bel’i ziyaret etmenin zamanı geldi. Bir dedektiflik bürosuna yolunuzun düşmesini istemek, çetrefilli bir işle karşı karşıya kalmanızı gerektireceği için bunu önermeyelim; size keyifli bir yol gösterelim: Gizemli Şeyler Dedektifi Bol Bel’in inanılmaz serüvenlerini okumanız.

     

    Serüvenleri kaleme alan yazarın, Aşkın Güngör’ün, aslında herkesin olağanüstü bir dünyada yaşadığını düşünmesi onun da BAÇYOF’tan mezun olamama olasılığını akla getiriyor. Akla gelen bir başka olasılık ise Bol Bel’in onu “genişleyen oda”da ağırlaması. Bol Bel mi sözü uzatıyor, yazar mı kaleme almakta gecikiyor, bilemiyoruz ama henüz Bol Bel’in iki serüvenine ortak olma şansına sahibiz. Dedektifimiz birinde sözcük korsanının izini sürerken diğerinde ışınlama makinesinin başına olmadık işler açtığı Doktor Otukuru’nun yardımına koşuyor.

     

    Son olarak çocuklar, Bol Bel’in serüvenlerinin ardına düştükçe sayın yazarın da onları yeni serüvenlerle buluşturmakta gecikmeyeceğini umduğumuzu belirtelim. Bol Bel’in olağanüstü dünyasının kapısını çalmanın tam zamanıdır.

     

    ______________________

    Gizemli Şeyler Dedektifi Bol Bel’in İnanılmaz Serüvenleri 1/Sözcük Korsanı, Aşkın Güngör, Tudem Yayınları, Kasım 2011.

    Gizemli Şeyler Dedektifi Bol Bel’in İnanılmaz Serüvenleri 2/Doktor Otukuru’nun Işınlama Makinesi, Aşkın Güngör, Tudem Yayınları, Kasım 2013.

     

    Sevda Müjgan Yüksel, Aydınlık Kitap, 5 Aralık 2014, sayı: 145

     

    KAYNAK: SEVDA MÜJGAN BLOĞU İÇİN TIKLAYIN

     

comments powered by Disqus
istatistikleri görün