PAMUK BOL BEL VE YEDİ CÜCE

Gizemli Şeyler Dedektifi Bol Bel geri döndü!

 

Duyduk duymadık demeyin! Tüm zamanların en hayalperest dedektifi Bol Bel geri döndü! Üstelik bu kez Pamuk Prenses kılığında, Yedi Cüceler ile birlikte…

 

Oyuncak bebeğiniz konuşmaya mı başladı? Telefonunuzdan sadece başka gezegenler mi aranabiliyor? Külkedisi Kıl Kedisi’ne mi dönüştü? Dert etmeyin! Dedektif Bol Bel ne güne duruyor! Bir telefonunuz yeter de artar. O hemen imdadınıza yetişir… Durun bir dakika! Külkedisi nasıl olur da bir anda Kıl Kedisi’ne dönüştü? İnanılacak şey değil! Rapunzel’in saçları yerine kulakları mı uzamış? Pamuk Prenses’i ormana götüren avcı aslında Beyaz Tavşan’ı arayan Alis miymiş? Birileri Dilek Perisi’ni çağırabilir mi hemen! Yoksa o mu sebep olmuş tüm bunlara? Düşler Diyarı yok olma tehlikesi ile karşı karşıya! Birileri buna engel olmalı, ama kim?

 

Okudukları masal kitaplarındaki karakterlerin kaybolduğunu söyleyen çocukların ve Yedi Cüceler’in Bol Bel’den yardım istemesiyle birlikte, yeryüzünün en sıra dışı dedektifi Bol Bel kolları sıvıyor ve serüven başlıyor…

 

Hay aksi! Acar dedektifimiz bu işi şıp diye çözer aslında ama ofisin hiç susmayan telefonlarına bakmaktan kapı dışarı çıkamıyor ki! Ona iyi bir sekreter bulmalı. Yoksa ne Genişleyen Oda’daki alet edevatla uğraşmaya, ne çalıp duran telefonları yanıtlamaya, ne de Bilge Kitap’a laf yetiştirecek zaman bulmaya mecali kalmayacak gibi görünüyor…

cArleone

GENEL BİLGİLER

DEĞERLENDİRMELER

YORUM YAP

  • ARKA KAPAK

    Gizemli Şeyler Dedektifi Bol Bel, Sözcük Korsanı, Doktor Otukuru’nun Işınlama Makinesi adlı kitaplarından sonra serinin üçüncü kitabı Pamuk Bol Bel Ve Yedi Cüce ile okurlarını selamlıyor.

    Koca göbeğini sımsıkı saran sarı gömleği, turuncu pantolonu, upuzun kırmızı kravatı, kocaman şapkasıyla Dedektif Bol Bel yeniden karşımızda. Hayal kurma ustası, özgür ruhlu, matrak Dedektif Bol Bel şaşırtıcı, gizemli bir serüvene yelken açıyor. Düşler Diyarı’nın yok olmasına engel oluyor. Kitaptaki sır dolu olayları çözebilmek için gereken Hayal Gücü Nesneleri, bu kez serinin okurları tarafından belirlendi.

    Yeryüzünün en sıra dışı dedektifi Bol Bel, fantastik edebiyatımızın prensi Aşkın Güngör’ün kaleminden gülümsüyor.

     

  • KÜNYE

    Gizemli Şeyler Dedektifi Bol Bel'in İnanılmaz Serüvenleri 3

    Pamuk Bol Bel ve Yedi Cüce

    Resimleyen: Gökçe Akgül

    ISBN: 9786059153966

    Ebat: 13,5x19,5 cm

    264 sayfa, holmen, resimli

    10 yaş ve üzeri, roman

    Temalar: Mizah, polisiye, bilim kurgu

    Yayıncı: TUDEM

  • KİTAPTAN BİR BÖLÜM

    Yoğun Bir Gün

     

    DIRIIIIING! DIRIIIIIIING!

    “Alo. Ben Gizemli Şeylev Dedektiflik Büvosu’ndan Dedektif Bol Bel. Nasıl yavdımcı olabilivim?... Hı hı… Anlıyovum… Evet?... Hı hı… Hı hı… Avkadaşınızın ensesinde biv sivilce çıktı ve o sivilce konuşuyov, doğvu mu anladım?... Hı hı… Tamam… Peki… Advesi alayım… Hı hı… En kısa süvede geleceğim…”

    DIRIIIIING! DIRIIIIIIING!

    “Alo. Ben Gizemli Şeylev Dedektifi Bol Bel. Nasıl yavdımcı olabilivim?... Hı hı… Evet? Köpeğiniz uçmaya başladı demek… Ne zaman oldu bu?... Dün gece mi?... Anlıyovum… Advesi alayım… En kısa süvede geleceğim…”

    DIRIIIIING! DIRIIIIIIING!

    “Alo. Ben Dedektif Bol Bel. Nasıl yavdımcı olabilivim?... Büyükanneniz aniden gençleşti, doğvu mu duydum? Kaç yaşına geldi şimdi? Hımmm… Otuvma odasında seksek oynamaya başladığına göve epeyce gençleşmiş olmalı… Anlıyovum… Advesi alayım… En kısa zamanda geleceğim…”

    DIRIIIIING! DIRIIIIIIING!

    “Alo! Bol Ben Ben… Amaaan… Ben Bol Bol…. Bol Bel yani… Dedektif... Nasıl yavdımcıyım? Yavdımcı mıyım? Olabiliv miyim yoksa çoktan oldum mu? Alo? Alo?”

    DIRIIIIING! DIRIIIIIIING!

     “Alo. Ben Bol Bel. Nasıl yavdımcı olabilivim?... Evet?... Hı hı… Basket potası avkadaşınızı yuttu! Anlıyovum… Hı hı… Tamam… Advesi alayım… En kısa süvede geleceğim…”

    Böyle sürüp gidiyordu. Bol Bel çalan telefona yanıt veriyor, ahizeyi yerine koyarken zil sesi yeniden duyuluyordu.

    DIRIIIIING! DIRIIIIIIING!

     “Alo. Ben Bol Bel. Nasıl yavdımcı olabilivim?...”

    Zavallı Dedektif bir yandan da önündeki notluğa harıl harıl bir şeyler yazmaktaydı. Olayın açıklaması ve gitmesi gereken adreslerdi bunlar. Üstelik günün erken saatleri olmasına karşın, halledilmesi gereken sorunlar onlarca sayfayı doldurmuştu.

    “Biliyor musun, seni bir türlü anlayamıyorum,” dedi Bilge Kitap sakince.

    Masanın diğer ucundaydı. Beyaz kâğıtlar, iç içe geçirilmiş ataşlar ve uzunlu kısalı kalemlerden oluşan bir yığının ortasına sırtüstü yatmıştı. İki yana kavislendirdiği kırmızı ayracını ensesi denebilecek bir noktaya koymuştu. Hemen yanındaki masa lambasının ışığı üstüne dik açıyla iniyordu.

    Ahizeyi yerine bırakan Bol Bel, Bilge Kitap’a baktı. “Ne kadav yoğun olduğumu gövüyovsun ama yavdımcı olmak yevine şuvaya sıvtüstü yatmışsın,” dedi. “Ayvıca masamın üstü niye bu kadav dağınık ve hev tavaf aydınlık olduğu halde o masa lambası neden yanıyov?”

    “Çünkü dağınık ortamlarda daha iyi düşünebiliyorum, huyum kurusun,” dedi Bilge Kitap istifini bozmadan. “Ayrıca bir yandan da güneşleniyorum gördüğün gibi.”

    “Bu senin yaptığına güneşlenmek değil solavyuma givmek deniv,” dedi Bol Bel. “Üstelik ikimizin de çok iyi bildiği gibi, solavyum pek de sağlıklı biv tevcih değil.”

    “Bırak şimdi onu da soruma yanıt ver,” dedi Bilge Kitap.

    “Ne sovusu? Hiçbiv şey sovmadın ki,” dedi Bol Bel.

    “Olabilir. Ama sorsaydım da belli ki yanıtını alamayacaktım.”

    “Alamazsın tabii. Kafamı kaşıyacak vaktim bile yok.”

    DIRIIIIING! DIRIIIIIIING!

    Bol Bel “Al işte! Yine telefon!” diye söylendikten sonra Bilge Kitap’a döndü. “Bu sefevkini sen aç. Yetev avtık. Ben yovuldum. Üstelik daha gidip biv yığın olayı çözmem gevekiyov.”

    Bilge Kitap bu isteği ikiletmeden sıçradı. Ön kapağının kenarlarını ayak gibi kullanarak hoplaya zıplaya telefonun başına geldi. Ayracını doladığı ahizeyi kaldırıp kendine yaklaştırdı. “Alo. Ben Gizemli Şeyler Dedektifi Bol Bel’in sağ kolu Bilge Kitap. Size nasıl yardımcı olabilirim?” diye sordu. Hattın diğer ucundaki kişinin söylediklerini “Hı hı… Evet… Anlıyorum…” sesleriyle arada bir bölerek dinledi, dinledi, dinledi... Sonunda telefonu kapatıp “Yanlış numara,” dedi Bol Bel’e.

    Dedektif ona şaşkın gözlerle baktı. “Yanlış numava mı? On dakikadıv yanlış numavayla mı gövüşüyovsun?”

    “Arayan beni amcası sandı, bozmak istemedim,” dedi Bilge Kitap pişkin pişkin.

    “Anlaşılan telefonlava yine ben baksam daha iyi olacak,” diye terslendi Bol Bel. “Senin pek yavdımcı olamayacağın ovtada!”

    “Aslında ben de demin bu konu hakkında konuşacaktım,” dedi Bilge Kitap. Belli ki Bol Bel’in sitemlerini pek de umursamamıştı. “Seni bir türlü anlayamıyorum derken kastettiğim tam da buydu.”

    “Tam da neydi?” dedi Bol Bel sabırsızca.

    “Kendine boşuna eziyet ediyorsun,” dedi Bilge Kitap.

    “Anladığımı söyleyemem.”

    “Sekreter.”

    “Ne sekvetevi?”

    “Bir sekreter tut.”

    “NE? SEKVETEV Mİ TUTAYIM!” diye bağırdı Bol Bel. “HAYATTA OLMAZ!”

    Bilge Kitap ayracını savurarak “Neden olmasın?” dedi. “Sekreter burada durup telefonları cevaplar, biz de seninle baş başa verip çözmemiz gereken sorunlara odaklanırız. Ne güzel işte!”

    “SEKVETEV FALAN TUTMAYACAĞIM!”

     

  • HER GERÇEK BİRAZ HAYALDİR / BURCU ARMAN / 31 MAYIS 2016

    “Ve sonsuza dek mutlu yaşadılar” diye biten masalların devamında ne olur? Ah evet, o tatlı masalların sonunda hep kötülüğün kaybettiğini ve iyiliğin kazandığını biliyorum. Ama ben “kahraman”lardan bahsediyorum. Yani Pamuk Prenses, Sindirella ya da Rapunzel’in; prensine kavuşmakla yetinip, hayatının sonuna dek sarayında oturup ona kavuşmuş olmanın huzuruyla yaşlanması mıdır gerçek mutlu son? Hadi ama!

     

    Masalları hepimiz severiz fakat bu, “minik” değişimlerle belki daha iyi olamayacakları anlamına gelmiyor. Belki bu nedenle yeraltı edebiyatından Hollywood’a kadar herkes onları tekrar tekrar yazmaktan, farklı sonlar ve farklı yollarla yeniden canlandırmaktan kendini alamaz.

     

    Elbette biz de masallarla büyüdük… Hayal gücümüze yön vermelerine izin verirken, gerçek dünyanın içinde kurguya saklanarak onlardan güç bulduk. Birçoğumuz, yolumuzu hâlâ hayallerin içinden buluyoruz. Ve kendi adıma itiraf etmeliyim ki bundan son derece memnunum!

     

    Peki ya masalların zayıf noktaları? Ya bunları çocuklara anlatabilmek, yani onlar daha fazla büyümeden? Aşkın Güngör’ün çıkış noktası bu mudur bilmiyorum ama baştan sona tüm hikâyesinin seslendirdiği şey kesinlikle budur: Kadınlar, yalnızca prensin dikkatini çekerek, onunla evlenip sonsuza dek mutlu olamaz! Zira mutluluk böyle bir şey değil (ve o müthiş düğünden sonra nasıl bir hayatları olduğunu bile bilmiyoruz, ey yetişkinler). Gizemli Şeyler Dedektifi Bol Bel’in İnanılmaz Serüvenleri’nin üçüncüsü Pamuk Bol Bel ve Yedi Cüce tüm bunların etrafında dönen kitap.

     

    Yalnızca çocukların acil durum çağrılarıyla ilgilenen Dedektif Bol Bel’in işi başından aşkın: konuşan sivilceler, uçan köpekler, gençleşen büyükannelerle birlikte susmayan telefonlar! En yakın dostu Bilge Kitap’la birlikte yoğun bir iş temposu var dedektifin. Sonsuz Genişleyen Oda ve olağanüstü nesnelerle başa çıkmak kolay bir şey değil elbette. Ve ona bir de sekreter gerek…

     

    Dedektif, “gerçek” dünyada çocukların olağanüstü sorunlarıyla ilgilenirken masal diyarında tuhaf şeyler gerçekleşmeye başlar. Sihirli periler, sihir güçlerini kaybeder; Alis’in atlaması gereken delikten Pamuk Prenses düşer ve peşindeki avcı aslında bir kadındır; Külkedisi yanlışlıkla Kıl Kedisine dönüşür… Büyük beyaz bir ışık, tüm kahramanların hayatlarıyla oynarken, onların unutulmasına neden olmaya başlamıştır. Kısacası masallar bir bir yok olmaktadır! Peki ya bunu kim düzeltecek?

     

    Kendi masalını, Kedi’nin de yardımıyla Pamuk Prenses yazabilir örneğin. Hani yanlışlıkla Alis’in yerine geçen. Üstelik hikâyenin başından beri kendine güveni en az olan… Kedi’nin cesaretlendirmesiyle güçlükleri yenecek, savaşçı ruhunu keşfedecek, hepsinden önemlisi kendine güvenmeyi ve yaptıklarının “kızların yapamayacağı” işler olmadığını anlayacak Pamuk Prenses. Yani “kız işi-erkek işi” diye bir şey olmadığını… Bu noktada bir es vermek gerek. Prensesi cesaretlendiren, Kedi’nin erkek olması, bu noktada “ama” etkisi yaratmıyor değil. Fakat kitabın yazarının erkek olduğu düşünüldüğünde, kendi adıma bunu bir özeleştiri olarak almayı tercih ettiğimi belirtmek isterim.

     

    Güngör, çocukların bilinçaltına yavaş yavaş işlemektense adeta büyük harflerle zihinlerine girmeyi tercih etmiş. Her gün ayrı bir kulvarda savaştığımız cinsiyet ayrımcılığı gerçeğini düşündüğümüzde, kanımca yerinde bir seçim. Bu önemli mesaj, kadın kahramanların kendi yollarını bulmaları, kendi içlerindeki gücü keşfetmeleri ekseninde verilirken; kurgunun güzelliği hikâyenin temposunun hiç düşmemesini sağlıyor.

     

    Aşkın Güngör’ün insanı bir anda tutup tüm maceranın içine dâhil eden bir kalemi var. Ve başarılı kurgusu da hikâyenin sonuna kadar bu heyecanı diri tutmayı başarıyor. Masallar dışındaki (dedektifin dünyasındaki) karakterlerin isimlerinden, olağanüstü nesnelere kadar ince düşünülmüş, keyifli ayrıntılarla dolu bir kitap. Bunca hayal gücü fırtınasının içinde, okuyucuyu bir anda gerçekliğe düşüren tek şey, “gerçek kişi” isimlerinin varlığı… Bol Bel’in, yazar Aytül Akal’la arkadaşlığı keyifli ama gerek var mıydı, dedirten bir detay.

     

    Sonuç olarak heyecanlı bir dedektiflik hikâyesi var elimizde. Neresinden bakarsanız bakın, bu üstünlük savaşının hüküm sürdüğü bir karmaşa değil. Herkesin kendi yolunu seçme konusundaki özgürlüğünün ve bunun savaşının hikâyesi! İyilerin olması için kötülerin de olması gerek; evet, dünya bu denge üzerine kurulu. Ama neyin iyi neyin kötü; neyin savaşmaya değer neyin olmadığının kararını özgür bireylerin verebileceğini anlatan bir hikâye. Ve evet gerekirse hikâyenin yolunu da sonunu da ve hatta gerçek dünyayı da değiştirebilirsiniz! Kadın ya da erkek olmanız fark etmez yalnızca isteyecek özgüveninizin olması yeter. Tabii bu arada hayal kurmaktan asla vazgeçmemek gerek. Zira Bol Bel’in de söylediği gibi “her gerçek biraz hayaldir.”

     

     

    Gizemli Şeyler Dedektifi Bol Bel’in İnanılmaz Serüvenleri 3

    Pamuk Bol Bel ve Yedi Cüce

    Aşkın Güngör

    Resimleyen: Gökçe Akgül

    Tudem Yayınları, 264 sayfa

     

    Burcu Arman / İyi Kitap, Haziran 2016 / 31 Mayıs 2016

  • MATRAK DEDEKTİF BOL BEL EZBER BOZUYOR / MAVİSEL YENER / 26 MAYIS 2016

    Fantastik edebiyatımızın güçlü kalemi Aşkın Güngör’ün hayal dünyasından ışınlanarak Gökçe Akgül’ün çizimleriyle ete kemiğe bürünen Gizemli Şeyler Dedektifi Bol Bel’in İnanılmaz Serüvenleri devam ediyor.

     

    Gizemli Şeyler Dedektifi Bol Bel’in ilk kitabı Sözcük Korsanı’ndan sonra serinin ikinci kitabı Doktor Otukuru’nun Işınlama Makinesi okurla buluşmuştu. Şimdi, tüm zamanların en hayalperest dedektifi Bol Bel, Pamuk Bel ve Yedi Cüce ile geldi! Üstelik bu kez Pamuk Prenses kılığında, Yedi Cüceler ile birlikte…

     

    Koca göbeğini sımsıkı saran sarı gömleği, turuncu pantolonu, upuzun kırmızı kravatı, kocaman şapkasıyla Dedektif Bol Bel bu kez Düşler Diyarı’nda. Hayal kurma ustası, özgür ruhlu, matrak Dedektif Bol Bel şaşırtıcı, gizemli bir serüvene yelken açıyor. Düşler Diyarı’nın yok olmasına engel oluyor. Kitaptaki sır dolu olayları çözebilmek için gereken Hayal Gücü Nesneleri, bu kez serinin okurları tarafından belirlendi. Gökçe Akgül’ün Pamuk Prenses ve Yedi Cüce'yi Walt Disney'in 1940'lı yıllardaki klasikleşmiş tiplemelerine sadık kalarak, kendi tarzıyla çizmesi kitabın ruhuyla örtüşüyor.

     

    Perişan Dilek Perisi

    Oyuncak bebeğiniz konuşmaya mı başladı? Telefonunuzdan sadece başka gezegenler mi aranabiliyor? Külkedisi Kıl Kedisi’ne mi dönüştü? Dert etmeyin! Dedektif Bol Bel ne güne duruyor! Bir telefonunuz yeter de artar. O hemen imdadınıza yetişir… Durun bir dakika! Külkedisi nasıl olur da bir anda Kıl Kedisi’ne dönüştü? İnanılacak şey değil! Rapunzel’in saçları yerine kulakları mı uzamış? Pamuk Prenses’i ormana götüren avcı aslında Beyaz Tavşan’ı arayan Alis miymiş? Birileri Dilek Perisi’ni çağırabilir mi hemen! Yoksa o mu sebep olmuş tüm bunlara? Düşler Diyarı yok olma tehlikesi ile karşı karşıya! Birileri buna engel olmalı, ama kim?

     

    Masallardaki Dilek Perisi perişan, kimsenin dileğini yerine getiremiyor. Sinderella, baloya yetişebilmek için Dilek Perisi’nden yardım istediğinde, Kıl Kedisi’ne dönüşüvermiş. Rapunzel’in ise yanlışlıkla kulakları uzamış. Düşler Diyarı yok olma tehlikesinde. Bir prensesin görevi, prensini mutlu etmekle mi sınırlı? Pamuk Prenses, Düşler Diyarı’nın yok olmasını engelleyebilir mi?

     

    Okudukları masal kitaplarındaki karakterlerin kaybolduğunu söyleyen çocukların ve Yedi Cüceler’in Bol Bel’den yardım istemesiyle birlikte, yeryüzünün en sıra dışı dedektifi Bol Bel kolları sıvıyor!

     

    Uçuk Kaçık Tipler

    Metinlerarasılık bağlamında bakıldığında, klasik masalların bu kitapta nasıl bir dönüşüme uğradığı, akademisyenlerin dikkatini çeker umarım.  Temelini postmodern yaklaşımdan alan metinlerarasılık yöntemiyle çözümleme yapıldığında, masallarla kurulan doğal bağın bu metni hangi açılardan güçlendirdiği de gözleniyor. Yalnızca bu konu üstüne bir tez çalışmasını bile hak ediyor kitap.

     

    Aşkın Güngör gerçeği algılama, yansıtma yöntemi olarak bu kez fantastik türü seçiyor. Uçuk kaçık tipler aracılığı ile alışılmış olana karşı bir arayış, farklı bir bakış sunuyor roman. Aslında hayatta hangi duygular varsa Düşler Diyarı’nda da onlar var. Şaşkınlık, arayış, anlamama, anlama, suskunluk, pişmanlık, kahkaha…

     

    Pamuk Prenses’in Hakları

    Masallarda kabul görmüş geleneksel cinsiyet rollerini yeniden sorguluyor bu kitap. Masallarda kadınlar, çoğunlukla annelik ve eşlik gibi toplumsal rolleri, güzellik/çirkinlik gibi fiziksel özellikleri, erkekler ise mesleki unvan, fiziksel güç gibi statüleriyle tanımlanırlar. Cinsiyet ayrımcılığı çocukların bilinçaltına masallar aracılığı ile kodlanır. Aşkın Güngör bu kodları yerle bir ediyor, bağımsız ve özgür oldukça kadınların daha güçleneceklerinin vurgusunu yapıyor. Pamuk Prenses’i, kadın hakları konusunda bilinçlendiren Bilge Kedi’nin neler söylediğine bir bakalım: “Bir erkek kedi olarak bunu itiraf etmek benim için çok güç ama söylemek zorundayım: Kadınlar erkeklerden çok daha dayanıklıdır. Sadece bunun farkında değildirler. Çünkü doğdukları andan itibaren onlara hep tam tersi söylenir ve buna inandırılırlar.” (s.127)

     

    Kainat ve İnsan

    Fantastik bir çocuk kitabında felsefi damarla karşılaşmak, mucize bakışını görmek gerçekten de heyecan verici. “Büyük beyaz ışık kainatı düşleyecek ve kainat olacak. Kainat bizi düşleyecek ve biz olacağız. Geriye kalan her şeyi biz düşleyeceğiz ve Düşler Diyarı yeniden doğacak”(s, 232) Kainatla yaşıt olan Varoluş ağaçların dilinden anlatılan bölümler birer bilgelik destanı gibi. “Karanlığın ne olduğunu bilmeseydin ışığı yorumlayamazdın. Işığı algılamak istiyorsan karanlığı bilmelisin.”(s, 231) Var oluş olgusunu, masal kahramanlarıyla birlikte sorgulayan bilge ağacın insan-canlılar-kainat arasındaki ilişkiyi vurgulayan sözleri, kitabın altı çizili satırlarından olacak.

     

    Pamuk Bol Bel ve Yedi Cüce okurlarına diyor ki: “Masalları yenile! Şiirleri tazele! Hayatı hayal gücünle besle!” Aşkın Güngör kaleminin gücünü duyumsatmaya devam ediyor…

     

    *Bol Bel’in İnanılmaz Serüvenleri 3- Pamuk Bol Bel Ve Yedi Cüce / Aşkın Güngör

    Resimleyen: Gökçe Akgül

    Tudem Yayınları, 2016, 264s., 10+

     

    Mavisel Yener / Cumhuriyet Kitap, Kitap Gölgesi / 26 Mayıs 2016

     

    sihirlidegnekcumhuriyet@gmail.com

     

comments powered by Disqus
istatistikleri görün