OLAĞANÜSTÜ BİR KİTAP: DÜŞLER DİYARI / AYTÜL AKAL / CUMHURİYET KİTAP

Mutlaka okunması gereken, olağanüstü bir kitap. Okurlarına, gerçeklerden masallara, masallardan gerçeklere ustaca bir geçiş yaptıran bu kitabın öyküsü, sözcüklerle sınırlı değil; görsel olarak da okurun düşüncelerinde canlanıyor. Öyle ki, kitabı okurken, adeta bir film izlermiş gibi oluyorsunuz. Bence, bu öyküden müthiş bir senaryo olur.

Orta bire giden iki yaramaz çocuk, edebiyat öğretmenleri tarafından kütüphanedeki kitapların tozunu almakla cezalandırılır. Çocukların başına da, çalışkan olduğu için sınıfta kimse tarafından sevilmeyen bir öğrenciyi diker. Böylece, Ertan, Bülent ve Kadri, kütüphaneye yollanır.

Buraya kadar her şey olağan görünüyor. Ama ya sonrası? Çocuklar kitaplardan birinin tozunu alırken, kitabın içinden bir kelebek fırlamasın mı? Kitap, Düşler Diyarı’nın Gülücük Kontesi’nin güncesidir. Kelebek ise, kontesin çalınan gülücüğüdür! Düşler Diyarı’nı kötülükleriyle ele geçirmeye çalışan Kral Lizer, bütün iyi insanların gülücüklerini bir kelebeğe dönüştürüp, kelebekleri bir sandıkta saklamaktadır.

Değişkenlerinin çokluğuyla biraz karışık gibi görünen öykü, okumayı seven on yaşındaki çocuklara rahatlıkla önerilebilir. 10-12 yaş döneminde henüz roman okumaya başlamamış olanlar ise, bu harika kitabı okumak için 12 yaş sonrasını bekleyebilirler, ama kaçırmamak şartıyla!

Yetişkinlere gelince… Masal dünyasından akıp gelen bu müthiş öyküyü okumalılar, çünkü kitabın iletileri, yetişkinlerde de iz bırakıyor:

“İşte iyi insanların arasında böyle bir yakınlaşma olur: Bir gün, herhangi bir şekilde karşı karşıya gelirlerse, içlerindeki iyiliğin oluşturduğu görünmeyen bağlar hiç fark ettirmeden bir yakınlık örgüsü örmeye başlar. Bunun içindir ki iyi olan insanlar er geç kendileri kadar iyi, çok sıkı dost olabilecekleri birileriyle karşılaşır ve mutluluğa ulaşırlar.”

Hep Çocuk Kalanlar Krallığı’nda da, hayal gücünün doyumsuz renklerini algılıyorsunuz:

“Buraya bir kez girenin bir daha çıkamayacağını söylediler. Hep Çocuk Kalanlar Krallığı’ndan ancak büyüyenler çıkabilirdi, ama büyümek için de insanın bilgi sahibi olması, insanlık vazifelerini yerine getirmesi, hayatı ve dünyayı daha yaşandır kılmak için doğruların farkına varması gerekiyordu. Ne var ki tüm bunları öğrenebilmek için kitaplara ihtiyaç vardı ve maalesef kitaplar yasaktı burada.”

Bilge İglib, mavi çoban Rilibalo, cüce Teyiniyi, Ece Uzra ve diğerleri…

Gülümsemenin güzelliğini hiç unutmamak için…

Aytül Akal, Cumhuriyet Kitap, 1999

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir