Geceyle Gelen

GECEYLE GELEN HAKKINDA / KİTAB-I SEVDA BLOĞU

OKUMA AŞAMASI

Uzun süredir kütüphanemde duran ama okumaya fırsat bulamadığım bir kitaptı Geceyle Gelen. Yaz tatilimin başlamasını fırsat bilerek hemen kütüphaneme daldım ve okumaya başladım. Blogumun sol bölümünde kitaptan kısa bir alıntı bile var şu an. İlgimi çeken bir kitap. Özellikle her hikaye başı kim olduklarını anlayamadığım iki kişinin konuşmaları, tıpası çıkartılmış bir lavabo içindeki su gibi çekiyor beni. Şu an için hikayenin nereye gittiğini çok merak ediyorum…

OKUMA SONRASI

Geceyle Gelen 3 günlük bir çabanın ardından bitti. Kitabı alırken Anı- Mektup türünde diyor, ama aslında içinde bir dizi öykü var. Hepsi de benzer konuları ele alıyor: Ölüm, insanoğlunun kirliliği, umutsuzluk ve umut… Ama tabii ki tamamen farklılar.

Bazen uzayda ölen bir astronot oluyoruz, bazen ormanda gezi yapan bir grup çocuk, ya da ufacık, dünyada yalnız kalmış bir kedi.

İlk iki hikayede Peter Pan etkisi olduğunu hissettim. İlk hikayede gittikleri yere Olmayan Diyar adı veren bir grup insan var. İkinci hikayedeyse uçan, büyüklerden pek haz etmeyen çocuklar… Bu arada, ilk hikayemiz Bilim Kurgu ödülünü kazanmış 2004′te.

Uzay diğer konulara göre daha çok yer kaplıyor. Bilim kurgu deneyimim pek yok, bu nedenle okumamın bu kadar yavaş olduğunu düşünüyorum

“…yaşamak korkmaktır biraz. Eh, korkmak da karamsarlığa iter insanı.”

En sevdiğim nokta: Her hikayenin başında iki kişi ufak bir sohbet içerisindedir. Köpek Burhan ve birisi daha. En sevdiğim yer işte bu konuşmalar oldu. Bir de Kediler Cennete Gider adlı hikayenin de ayrı yeri var.

Aslında kitabı nasıl ifade edeceğimi bilmiyorum. Hoşlandım mı, onu da bilmiyorum. İlginç olduğunu söylemezsem olmaz ama.

Hikayelerin üslupları çok farklı, bunu söylemeden yazıyı bitirmek istemiyorum. Bir hikaye gayet akıcıyken bir diğerini okuması bana eziyet gibi geldi. Kütüphanemde kalmalı bu kitap. Bir iki yıl içinde tekrar okumayı düşünüyorum. O zaman sevip sevmediğime karar vereceğim.

Kitapta sevdiğim birkaç alıntı vardı. İşte bu da onlardan biri. Alıntıların size mantıklı gelip gelmediğini bilmiyorum, ama kitabı okurken altını çizdiğim için paylaşmak istedim.

“Yok abi öyle deme. Ben Nebahat’a kötü gözle bakalbilince anladım ki gözlere gerek yok artık bu alemde. Harbi diyorum bak. Eğer sevgi ile bakamayacaksan gözlere ne gerek var.”

ANA BAĞLANTI: KİTAB-I SEVDA BLOĞU

Bir Cevap Yazın