GİZEMLİ ŞEYLER DEDEKTİFİ BOL BEL’İN OLAĞANÜSTÜ DÜNYASI / SEVDA MÜJGAN

Bol Bel, bütün derslere girdiği, bütün sınavlara katıldığı, bir gün bile devamsızlık yapmadığı halde bu fakülteden mezun olamaz. “Çünkü ne yaparsa yapsın eğlenmekten, karşısına çıkan herkese gülücükler atmaktan, neşeli olduğunda ağız dolusu kahkahalar savurmaktan vazgeçmemiştir. BAÇYOF’ta yasaklanan bütün şeyleri bolca yaptığından iki günde bir disipline gönderilmiş, sonunda da ÖBÇOK (Ömür Boyu Çocuk Olarak Kalmak) cezası alarak fakülteden atılmıştır.” (Sözcük Korsanı, s. 14)

BAÇYOF diploması almadan yetişkinlerin işlerinde çalışmak söz konusu değildir. Bu durumda Bol Bel’in kara kara düşünmesi gerekir sanılabilir ama durum hiç de öyle değildir. O, çocuk kalmaktan son derece hoşnut ve mutludur. Neden mi? Yetişkinlerin çalıştıkları işleri sevdiği pek görülmez. O ise çocuklardan sonra dünyada en çok dedektifliği sever. Ayrıca yetişkinlerin eğlenceli oldukları söylenemez. Homurdanmayı severler. Onlara merak ettiğiniz bir şeyi sorarsanız yanıtlamamak için bin dereden su getirirler. Ayrıca sizi görmüyormuş gibi davranmakta da çok başarılıdırlar. Kısacası yetişkinliğe özgü tuhaf tuhaf kurallar vardır. Üstelik kendilerine benzemeyenlerden hoşlanmazlar. Bu durumda Bol Bel’den hoşlanmalarını da beklenemez. Karşılarında çocuk ruhlu bir hayalperest, iflah olmaz bir maceracı vardır. Bol Bel ise yetişkinlerin küçümsedikleri bu iki özelliğinin (hayalperest ve maceracı olmak) hayatta başına gelen en iyi şeyler olduğunu düşünür. “Hayalpevest ve macevacı olmak çocuklava özgüdüv. Ben de çok sevdiğim çocuklavdan bivi gibi anılmaktan onuv duyavım.” (SK, s. 17) Bu sözlerden sonra Bol Bel’in, yetişkinlerin yanı sıra “r” harfiyle de arasının iyi olmadığı söylemeye gerek yok sanırız.

Bol Bel, hayata sorgulayan gözlerle bakanın yalnızca çocuklar olduğunun farkındadır. Bütün ayrıntılarını bildiğini sandığı için gizemini yitiren bir hayat ona göre olamayacağına göre çocuk kalmak kuşkusuz en iyisidir. Yetişkinler öğrenmezken çocukların her günü keşiflerle doludur. Hayatla ilgili en basit şeye bile mucize gibi yaklaşırlar. Onların taze algısı için hayat da, dünya da, evren de henüz gizemini yitirmemiştir.  Buradan yetişkinlerin büyüdükçe bütün gerçekleri öğrendikleri sonucunu çıkarmak da yanlıştır. Bol Bel, yetişkinlerin bir çocuktan fazla bir şey bilmeseler bile bilir gibi yapmakta ne kadar becerikli olduklarını, dolayısıyla yalan söylemekte ustalaştıklarını gözden kaçırmaz. Ayrıca çocuklar, yaşamın sonsuz olasılıklarına inanır. Onlara göre her şey olabilir. Düşleri güçlüdür. Diledikleri her şeyi gerçek kılma kudretine sahiptirler. Yetişkinler içinse kesin doğrular ve yanlışlar vardır. Bir şeyin yanıtını bildiklerine inanmışlarsa aksini düşünmek bile istemezler. Paylaşmak yerine, kural koyucu, emredici olmayı seçerler. Üstelik çocukları, kendi fikirleri olan bireyler olarak değil de ite kaka biçimlenecek kusurlu varlıklar olarak görürler. Kötü olan budur. Yetişkinlere bütün bildiklerinin başkaları tarafından öğretildiği düşünüldüğünde çocukları kusurlu varlıklar olarak görmelerini anlamak kolaylaşacaktır. Birilerinin bu gerçektir dediğini gerçek olarak benimsemek, hayatı sorgulamayan yetişkinler için şaşırtıcı değildir. Dünyada, hayatta, evrende başka olasılıklar barınabileceğini fark etmek, hayatı farklı gözlerle görebilme erdemine sahip olmayı gerektirir. Çocuklar ve Bol Bel bu erdeme sahip oldukları için birbirlerine yakındır. Bu durumda kolayca anlaşılabileceği gibi Bol Bel çocukları, çocuklar onu sever. Çocukları sevindirmek Bol Bel’i mutlu eder. Kimi zaman bürosunun bulunduğu Filli Baba yokuşunda onlarla yarışa tutuşur ama her zaman bilerek geride kalır. Gönlü çocukların kaybetmesine razı olmaz. Dedektife danışan hiçbir çocuğun eli boş dönmez. Üstelik Bol Bel, verdiği hizmetlerin karşılığında para falan da istemez. “Pava yetişkinlevin dünyasında kalsın, benim dünyamı kivletmesin.”der. (SK, s. 18) Bu arada yanlış anlaşılmaması için belirtmek durumundayız. Bol Bel, elbette üstlendiği davaların karşılığında bir ücret alır ama bu ücret para değil, hayaldir. Yardım ettiği, sorununu çözdüğü her çocuktan bir tane hayal alır. Öyle ki bürosunun odalarından biri kazandığı bu hayallerle doludur. Yeni bir hayal konulduğundan hop genişleyiveren bir oda… Bol Bel, “genişleyen oda” adını verdiği bu odayı sever. Zamanının çoğunu da burada geçirir.

Sanırız artık Bol Bel’i ziyaret etmenin zamanı geldi. Bir dedektiflik bürosuna yolunuzun düşmesini istemek, çetrefilli bir işle karşı karşıya kalmanızı gerektireceği için bunu önermeyelim; size keyifli bir yol gösterelim: Gizemli Şeyler Dedektifi Bol Bel’in inanılmaz serüvenlerini okumanız.

Serüvenleri kaleme alan yazarın, Aşkın Güngör’ün, aslında herkesin olağanüstü bir dünyada yaşadığını düşünmesi onun da BAÇYOF’tan mezun olamama olasılığını akla getiriyor. Akla gelen bir başka olasılık ise Bol Bel’in onu “genişleyen oda”da ağırlaması. Bol Bel mi sözü uzatıyor, yazar mı kaleme almakta gecikiyor, bilemiyoruz ama henüz Bol Bel’in iki serüvenine ortak olma şansına sahibiz. Dedektifimiz birinde sözcük korsanının izini sürerken diğerinde ışınlama makinesinin başına olmadık işler açtığı Doktor Otukuru’nun yardımına koşuyor.

Son olarak çocuklar, Bol Bel’in serüvenlerinin ardına düştükçe sayın yazarın da onları yeni serüvenlerle buluşturmakta gecikmeyeceğini umduğumuzu belirtelim. Bol Bel’in olağanüstü dünyasının kapısını çalmanın tam zamanıdır.

______________________

Gizemli Şeyler Dedektifi Bol Bel’in İnanılmaz Serüvenleri 1/Sözcük Korsanı, Aşkın Güngör, Tudem Yayınları, Kasım 2011.

Gizemli Şeyler Dedektifi Bol Bel’in İnanılmaz Serüvenleri 2/Doktor Otukuru’nun Işınlama Makinesi, Aşkın Güngör, Tudem Yayınları, Kasım 2013.

Sevda Müjgan Yüksel, Aydınlık Kitap, 5 Aralık 2014, sayı: 145

KAYNAK: SEVDA MÜJGAN BLOĞU İÇİN TIKLAYIN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir