Gohor

BİR OKURUNDAN GOHOR DEĞERLENDİRMESİ / METİN KARADEMİR

Gohor kitabınızı okudum. Karakterin iç dünyasını iyi anlatmışsınız. Bir de oldukça akıcı yazıyorsunuz. İlk sayfalardan itibaren Gohor’u anladım ve onun için endişelendim. Sanırım çocuklara yönelik çalışmalarınızda da sizi başarılı kılan etken samimiyet duygusu ve akıcılık olsa gerek.

Ölü Kuşlar Bahçesi’ni hiç unutmam sanıyorum. Bir de çocukların Cam Kent’e uğurlanışı çok etkiledi beni. Aslında değerlerin ve bağlılığın ön plana çıktığı köyden, çocukları Cam Kent’e uğurlamaları ne kadar dokunaklı. Orada yaşlı bilgenin “Aslında hepimiz Cam Kent’teki zenginliği aklımızın bir köşesinde hayal etmiyor muyuz?” şeklindeki ifadesi çok anlamlıydı.

Benim babam Almanya’da işçilik yaptı 30 yıl. Türkiye muhafazakâr kültüre sahip bir yerken, bütün o göç dalgaları nasıl gerçekleşti acaba? Demek ki başka parametreler hep vardı. Bir de Cam Kent’e girerken köylülere yaptıkları sterilizasyon içimi acıttı. Babam da türlü sağlık testlerinden geçmiş giderken.

Ya Cam Kent’in arka sokaklari, yer altları? Nerede oralarda refah ve özgürlük? O da bana Almanya’daki kaçak işçileri ve sağlıksız çalışma koşullarını hatırlattı.

Aşkın Bey, ailenizde yurt dışında çalışan oldu mu ya da bunları düşünerek mi yazdınız, yoksa ben böyle mi algıladım hikâyeyi, merak ettim.

Mesihin Klonu’nu okuyacağım şimdi.

Hoşça kalın…

Metin Karademir, Şubat 2017

Bir Cevap Yazın