BİLİMKURGU KULÜBÜ’NDE AŞKIN GÜNGÖR MAKALESİ

Üretken Bir Yazar: Aşkın Güngör

Aşkın Güngör, yazar ve şair vasfının yanı sıra editörlükten yazı işleri müdürlüğüne dek yayıncılık sektörünün hemen her alanında görev almış deneyimli ve üretken bir isim. 90’lı yıllardan itibaren verdiği eserleriyle, ülkemizdeki alternatif yazın türlerinin gelişip olgunlaşması adına önemli katkılara imza attı. Yarısı çocuk ve gençlik edebiyatı olmak üzere, yaklaşık 100’den fazla kitaba editör ve yayın danışmanı olarak destek verirken, pek çok süreli yayında da şiir, deneme ve öyküleriyle boy gösterdi. Genç yaşta atıldığı uzun soluklu düşsel yolculuğu boyunca hem kendi kurmacalarını belirginleştirdi, hem de bilimkurgu ve fantastik yazınımızın cılız mirasını omuzlayıp ileriye taşıdı. Söz konusu türlerin ülkemizdeki tanınırlığını arttıran bir yazar olarak sergilediği uğraş övülmeye değer.

Eserlerinde gelişkin estetik dürtüsünü başarıyla aktaran Güngör, aynı zamanda güçlü lirik anlatımıyla dikkat çekiyor. Duyguları yansıtmadaki bu şairane yeteneği, türler arası yazınsal geçişkenliğini de kolaylaştırıyor. Gerek fantastik gerek bilimkurgu olsun, yetişkinlere yönelik metinlerinde çok katmanlı ve bileşenli anlamlarla karşılaşıyoruz. Yapıtlarının belli bir izleğini ülküsel düşüncesinde ve bunu düşlerle gerçekleştirme eğiliminde bulmak mümkün. En başı hülyalı eserinde bile bireyin tinsel bölünmüşlüğünden benlik arayışına, ütopyaların öteki yüzünden bilim ve teknolojiye kadar bir dolu çevresel ve toplumsal sorgulamalar sunan yazar, ortaya koyduğu bu alt metin zenginliğiyle de gerçeklikten asla kopmuyor…

Aşkın Güngör, 12 Haziran 1972 yılında İstanbul’da doğdu. Çocukluğunu Bağlarbaşı’nın curcunalı sokaklarında geçirdi. O dönemdeki en büyük eğlencesi ise oyunlar, çizgi romanlar, TRT ve tabii ki kitaplardı. Milliyet Çocuk, Tercüman Çocuk, kısa dönem yaşasalar da Yaman Çocuk ile Hürriyet Çocuk, İş Çocuk, Pamuk Çocuk, Doğan Kardeş gibi yayınların sıkı bir takipçisi haline gelen Güngör’ün hayal dünyası uyanışa geçmişti. Yaşı büyüdükçe bilimkurguya olan ilgisi de artıyordu. Ancak sonradan okuduğu romanlardan çocukluğundaki o lezzeti alamadığını fark etti. Çünkü çocuk dergilerindeki ve TRT dizilerindeki nahiflikte kurgularla değil, mekanik anlatımlarla karşılaşıp hayal kırıklığına uğramıştı.

Neyse ki bilimkurguya olan küskünlüğü Altın Kitaplar tarafından yayımlanan James Blish imzalı Uzay Yolu serisi sayesinde bir anda tuzla buz oldu. Serinin tam da çizgi romanlardan ve TRT dizilerinden alışık olduğu atmosferi aktaran sade dili kendisine yeniden nefes aldırmıştı. Sonrasında Jules Verne, Arthur C. Clarke, Ray Braudbary, Isaac Asimov gibi büyük yazarların evrenine dalan Güngör, okuduklarının da etkisiyle kendi öykülerini yazmaya girişti. Üstelik sadece öyküler yazmakta değil, çizmekte de bir hayli yetenekliydi. Hatta ailesi ve yakın çevresi, kariyerini çizerlikle yapacağına neredeyse emindi. 

Başarılı bir ilk ve ortaöğretim hayatının ardından Bilecik Meslek Yüksek Okulu Seramik bölümüne kaydoldu. Çizerlik yeteneği sayesinde o dönem Conan gibi çizgi romanlarla adını duyuran Alfa Yayınları’ndan iş teklifi alınca Bilecik’teki eğitimini dondurup İstanbul’a döndü. Burada bir süre çizerlik yapan Güngör, daha sonra editörlük görevine getirildi. “Ben Bir Kediyim” adlı ilk şiir kitabı da yine bu dönemde Alfa etiketiyle yayımlandı. Yayıncılık sektöründe edindiği tecrübeler, kariyerinin ilerleyen safhalarında çok işine yaradı.

1996’da BU Yayınevi Çocuk Edebiyatı Roman Yarışması’na “Düşler Diyarı” adlı fantastik romanıyla katılıp Jüri Teşvik Ödülü aldı. Aynı yıl vatani görevini yerine getirmek üzere silahaltına girdi. Acemi birliğini Hatay Serinyol’da, usta birliğini ise Tunceli Hozat’ın Kurukaymak Karakolu’nda yaptı. Özellikle Kurukaymak Karakolu’nda geçirdiği aylar yazınsal hayatını oldukça etkiledi. Öyle ki “Gohor“, “Olağan Mucizeler” gibi sonradan çok ses getirecek eserlerinin ilk tohumlarını burada ekti. 2003’te Gohor Serisi’nin yayımlanmasıyla adını iyice duyurmaya başlayan Güngör, 2004 Türkiye Bilişim Derneği Kısa Bilimkurgu Öykü Yarışmasında da “Sevgilim Dans Edelim mi?” adlı çalışmasıyla birincilik kazandı. Aynı yıl “Kardan Adam Masalı” adlı dosyasıyla Tudem’de üçüncülük elde ederek yazarlık kariyerini pekiştirdi. Üç gencin benzer yazgılarına değinen “Ay’kolik” ise 2005’te BU Yayınları’ndan çıktı. 

2007’de İnkılap tarafından piyasaya sürülen “Mesih’in Klonu“, kutsal kâsedeki kanından alınmış DNA örneği sayesinde klonlanan Mesih’in gizem ve entrika dolu hikâyesini anlatıyordu. Bir Tres Culturas projesi olan ve İspanya’da yayımlanan Hispacon 2007 seçkisinde Çarkıfelek (La Rueda del Destino) adlı öyküsüyle tek Türk yazar olarak yer almanın gururunu da yaşayan Güngör, bir yandan da çocuk kitapları yazmayı ve çeşitli derlemelerde öyküleriyle boy göstermeyi sürdürdü. “Sevgili Salak“, “Geceyle Gelen” ve “Ruhlar Kayboluyor” bu dönemde okurla buluşan eserleri arasındaydı.

Her Daim Bu Sevdada Ben Bir Sadri Alışık” ile şiir serüvenine geri dönen yazar, “Dedektif Bol Bel” kitaplarının yanı sıra “Aşk-ı Muamma“, “Kahraman Korkak Babam“, “Saldırgan Masum Annem” gibi eserlere imza atmaya devam etti. “Kahve Falı” isimli bir çalışması TRT İstanbul Radyosu tarafından senaryolaştırıldı. Bilimkurgu Kulübü’nün 18. kuruluş yıldönümü onuruna hazırlanan “Yeryüzü Müzesi” antolojine de bir öyküsüyle katkıda bulundu. Ruh adlı bu öyküsü, antolojisinin öne çıkan eserleri arasında gösterilerek büyük beğeni topladı. 

Evli ve iki çocuk babası olan Aşkın Güngör, sadece bir yazar olarak değil aynı zamanda bir editör olarak da yerli yazınımıza önemli yapıtlar kazandırdı. Bu üretkenliği ve azmiyle peşinden gelen genç kalemlere her daim örnek oldu. Akıcı olay örgüleri, sinemasal kurguları ve toplumsal çözümlemelere uygun anlatılarıyla, bilimkurgu ve fantastik yazınımızın gereksinim duyduğu derinliği başarıyla ortaya koydu. Geçmişte yaptıkları, gelecekte yapacaklarının duru bir aynası olarak okurlar tarafından keşfedilmeyi bekliyor…

Eserleri

İsmail Yamanol, Bilimkurgu Kulübü

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir