TBD BİLİMKURGU ÖYKÜ YARIŞMASINA KATILMA SÜRECİMİ YAZDIM

0
72

TBD’nin 2004 yılı bilimkurgu öykü yarışmasında “Sevgilim Dans Edelim mi?” adlı öykümle birinciliği kazandım. Yarışmadan haberdar olmam da katılmaya karar vermem de tamamen tesadüfler silsilesiydi.

O dönemde Bu Yayınevi’nde görev yapıyordum. Bir işle ilgili internette araştırma yaparken haber sitelerinden birinde TBD’nin yarışma duyurusuna rastladım. Yanlış hatırlamıyorsam ya bir sonraki gün ya da birkaç gün sonra son başvuru tarihiydi ve aklımda bir öykü taslağı olmadığından katılmayı düşünmeden haberi kapatıp işime döndüm.

Ne var ki haberin yankıları aklımdan bir türlü çıkmadı. TBD… Bilişim Dergisi… Bilimkurgu Öykü Yarışması… Sonunda “Çok kısıtlı bir süre kalmış olsa da ne yapabilirim?” diye düşünürken buldum kendimi.

Yeni öykü tasarlayıp yazmaya vakit olmadığına göre eski öykülerime başvurabilirdim ama hangisine? “Öykünün yayımlanmamış olması gerekir” şartı nedeniyle daha önce Atılgan Bilimkurgu Dergisi’nde yer bulmuş öykülerimi eledim. Derken aklıma “Sevgilim Dans Edelim mi?” geldi. Yine Atılgan için yazdığım bir öyküydü ama yeterli bulmadığımdan göndermemiştim. Tekrar okumamda bu kararımda hiç de yanılmadığımı gördüm. Ortada dişe dokunur bir şey var gibiydi ama yeterli değildi.

Sonunda ertesi gün iş olsa da sabahlamayı göze alarak “Sevgilim Dans Edelim mi?”yi sıfırdan yazdım. Başkarakter Flannery McCullers’ın kocası Thomas’la ilişkisi de kişisel sanrıları da biraz daha derinleşti ve işin içine giren yan karakterlerle konu bir öykü bütünlüğüne erişti.

İlk nüshada öykünün başkarakterlerini Türk olarak yazmıştım. Sonra kurgunun tedirgin edici yapısına uyduğunu düşündüğüm ve benzer atmosfere sahip öykülerini çok sevdiğim Flannery O’connor’a ithafen kadının adını Flannery McCullers olarak değiştirdim, tabii kocası da otomatikman Thomas oldu.

Kontrol okumasını bitirir bitirmez öyküyü tam da istendiği şekilde e-postayla verilen adrese gönderdim ve… Sonra unuttum.

Evet, gerçekten de uzunca bir zaman TBD’nin öykü yarışmasına katıldığım aklıma bile gelmedi. Ta ki yine bambaşka bir işle ilgili internette gezinirken karşıma çıkan şu başlığa kadar: Türkiye Bilişim Derneği Bilişim Dergisi 2004 Bilimkurgu Öykü Yarışması Sonuçlandı.

Bu başlıkla karşılaştığımda sonuçların açıklanma tarihini üç veya dört gün geçmişti ve bana kimse ulaşıp da “Yarışmayı kazandınız” dememişti. Dolayısıyla bunları idrak etmiş halde başlığa tıklarken hiç umudum yoktu ama sonuçta birinciliği kazandığımı öğrendim.

1993 yılında SHP’nin düzenlediği İnsan Hakları konulu öykü yarışmasında “Ve İp Gerildi” adlı öykümle de birincilik almış ve bir daha hiçbir yarışmaya katılmamıştım. TDB gibi bir oluşumun hele ki bilimkurgu içerikli yarışmasında birinci olmak beni daha sonra fazlasıyla onurlandıracak da olsa ilk anda hissettiğim şey sadece şaşkınlıktı.

“Ben neden bu sonucu günler sonra internetten öğreniyorum?” diye düşünerek telefona sarıldım, iletişim telefonlarından birini aradım. Birkaç kişiye yönlendirildikten sonra aldığım yanıt şuydu. “Evet, birinci oldunuz. Ödül töreni için sizi bilgilendireceğiz.”

Sadede geleyim…

TBD birinciliği aldığımda dört kitabı yayımlanmış (Ben Bir Kediyim, Düşler Diyarı, Gohor Cam Kent, Gohor Kurtlar Yolu), beşincisi de yayıma hazırlanan (Aykolik) bir yazardım. TBD’den aldığım ödül benim için bir onur ama “Yazma tutkunuzu arttırdı mı?” veya “Yayın dünyasıyla ilişkilerinizi güçlendirdi mi?” derseniz, ne yazık ki hayır. Bana herhangi bir olumlu yansıması olmadı.

Hatta şöyle de bir anım var:

Bana birinciliği kazandıran “Sevgilim Dans Edelim mi?” Remzi Kitabevi tarafından kitaplaştırılan Bilimkurgu Öyküleri adlı seçkide yer aldı. O kitabın yayıma hazırlanması sürecinde Remzi’nin kadın editörlerinden biri telefonla bana ulaştı ve bazı hususlarla ilgili görüşmemiz gerektiğini söyledi. Gittim. Elinde öykümün çıktılarıyla bu hanımefendi yanıma geldi (Ne yazık ki adını hatırlamıyorum). Bazı sözcükler ve denk geldikleri anlamlarla ilgili bir şeyler sordu, yanıtladım. Gideceğim sıra, “Sizi tebrik ediyorum, pek çok kitabını bastığımız yazarlarımızda bile böylesine iyi kurgulanmış öykülere, böylesine kusursuz imlaya çok az rastlıyoruz,” dedi, gururlandım, onurlandım, umutlandım, teşekkür ederek çıktım.

Remzi’nin editöründen böyle övgü dolu sözler duyup da durmak olur mu? Elimde bitmeye yakın bir dosya vardı: Olağan Mucizeler. Hemen bitirdim, ince işçiliğini yaptım, sıcağı sıcağına dosya haline getirip Remzi’ye sundum, “Bilimkurgu Öyküleri’nde ‘Sevgilim Dans Edelim mi’ adlı öykümle yer aldım” demeyi özellikle unutmadım tabii. Her ne kadar “hani beni övmüştünüz, o benim işte hohhoyt” diyemesem de kim olduğumu anlayacaklarını ummuştum.

Anlamadılar.

Ya da anladılar.

Üf, ne bileyim.

Sonuçta uzunca bir bekleyişin ardından Remzi’den aldığım bir ret yanıtıydı.

Tabii ki bunların TBD ile de yarışmayla da doğrudan bağlantısı yok. Sadece yazarların aşması gereken engellerin neler olabileceğine dair küçük bir örnek olsun.

Çünkü gerçekte TBD’nin bu benzersiz yarışmayla büyük bir misyon üstlendiğini, bunu da çok iyi şekilde gerçekleştirdiğini düşünüyorum. Sinan İpek’in “Çivi” öyküsüyle birincilik aldığı sene yarışmada jüri olma onuru da yaşamış biri olarak bunun her sene prestiji biraz daha artan bir yarışma olduğunu söyleyebilirim.

Aşkın Güngör, 17 Haziran 2018

NOT 1: Bu yazı Bilimkurgu Kulübü sitesinin kurcularından İsmail Yamanol’un isteği ile yazıldı ve ŞURADAKİ ADRESTE yayımlandı. Yarışmada derecede alan diğer yazarların yazdıklarına da verdiğim adresten erişebilirsiniz. Yarışmaya katılmayı düşünüyorsanız çok faydalı bilgilere ulaşabilirsiniz.

NOT 2: Öyküm “Sevgilim Dans Edelim mi?”nin de yer aldığı ve Remzi tarafından yayımlanan Bilimkurgu Öyküleri kitabı hakkında ayrıntılı bilgi için BURAYA tıklayabilirsiniz.

NOT 3: Yarışma 2018’de 20. kez gerçekleştiriliyor. Katılmak istiyorsanız BURAYA tıklayarak TBD’nin bilgi sayfasına erişebilirsiniz.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.