24.9 C
İSTANBUL
19 Ağustos 2018, Pazar

ÂŞIK OLDUM (İLK AŞK)

Türk çocuk ve gençlik edebiyatının saygın isimlerinin ilk aşk öykülerinden oluşan antoloji.”22 Yazardan 22 İlk Aşk Öyküsü” etiketiyle yayınlanan kitapta “Orman Gözlü Kızla Cam Yürekli Çocuk” adlı öykümle yer alıyorum.

KÜNYE

Kitap Adı: Âşık Oldum (İlk Aşk)Basım Yılı: Nisan 2009Türü: ÖyküSayfa Sayısı: 208Kapak: Ayşe ÇınaroğluYayıncı: Uçanbalık

KİTAPTAKİ ÖYKÜMDEN BİR BÖLÜM

“Şarkını nerede kaybettin?” dedim ona.Utangaç gözlerle baktı. “Az önce ağzımdaydı,” dedi. “Sonra…”Bekledim, ama devam etmedi. Şaşkın şaşkın baktı sağa sola.“Sonra?” dedim.“Sonra…”“Evet?”“Adın geldi aklıma.”Gülümsedim. Bu iyi bir şey olmalıydı, değil mi? Bir perinin aklına adınızın gelmesi yani. Üsteledim. “Ee? Aklına adım gelince ne oldu?”Somurttu. Adımı hatırladığını duyunca yüzüme çöreklenen tebessümün değer yitirmesine neden oldu bu. “Kaybettim işte şarkıyı,” dedi. “Daha ne olsun?”“Hangi şarkıydı bu?”“Hani var ya… Dın dının dın dın dın…”“Sözleri yok mu bunun?”“Sözlerini hatırlasam kaybetmiş olmam, değil mi?”Başımı salladım. “Öyle olmalı.”Dudaklarını büzdü. Bir an on dört yaşında kocaman bir kız gibi değil de küçücük bir çocuk gibi göründü. “Off,” dedi, “annem beni öldürecek. Sabah evden çıkarken bin kere tembihlemişti ‘Şarkına sahip çık’ diye.”“Ne olacak canım,” dedim, “alt tarafı bir şarkı.”“Sen öyle san. Annem çok titizdir bu konuda.”Kızların (ve tabii annelerinin de) bu şarkı takıntısını anlamıyordum. Hoş, anlamamı sağlayacak kadar çok da düşünmemiştim üzerinde. Her akşam bir şarkı yakar, açık panceremden dışarı salar, kanatlarını çırpa çırpa uzaklaşmasını izlerdim. Sonra o şarkıyı kim bulur, dinlerken neler düşünür, umurumda olmazdı.“İstersen benim şarkımı alabilirsin,” dedim ona.Yüzündeki somurtkan ifade derinleşti. Neredeyse terslenerek, “Senin şarkını alamam,” diye söylendi.“Neden?”“Çünkü o senin şarkın!”“Ne fark eder? Bu akşam başka bir tane yakarım ben kendime.”“Olmaz. Hem annem daha kapıdan girdiğimde anlar o şarkının benimki olmadığını.”“Ee? Ne yapacağız o zaman?”“Bilmem.”“İstersen arayalım şarkıyı.”“Nasıl bulacağız ki? Kim bilir nerede düşürdüm.”“Geri yürüyelim. Yolun bir yerlerinde olabilir.”“Yok. Çoktan başkası bulup dinlemeye başlamıştır bile.”“İyi de, az önce ağzında olduğunu söylememiş miydin? Başkasınca bulunacak kadar zaman geçmedi ki daha.”“Öyle mi dersin?”“Tabii. Hem aramadan da emin olamayız, değil mi?”“Haklısın galiba.”Elbette haklıydım, ama bunu söyleyip de ukalalık yapacak halim yoktu. Dönüp geriye baktım. Onun geldiği istikamete. Üst üste, alt alta, kimi rengârenk, kimi renksiz, neredeyse bir yün yumağı gibi iç içe geçen sayısız yol vardı orada.(…)

İLGİLİ HABERLER

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.