19.5 C
İSTANBUL
23 Haziran 2018, Cumartesi

BİSİKLET ÖYKÜLERİ

Bisiklet Öyküleri “Bir Düşün Sırtında” adlı öykümle yer aldığım, Aydın İleri tarafından hazırlanan 72 yazarlı bir kitap.

Kitapta ayrıca Aydın Ilgaz, Aydın İleri, Ayla Çınaroğlu, Aysel Korkut, Aytaç Kayadevir, Can Dündar, Çağlayan Çevik, Fatih Erdoğan, Gülsüm Cengiz, Hikmet Temel Akarsu, Hüsnan Şeker, Kadir Aydemir, Miyase Sertbarut, Nemika Tuğcu, Nilay Yılmaz, Refik Durbaş, Sunay Akın, Ümit Kireççi, Yıldıray Karakiya, Yunus Bekir Yurdakul ve daha onlarca yazarın bisiklet öyküleri yer alıyor.

KÜNYE

Kitap Adı: Bisiklet Öyküleri
Basım Yılı: Kasım 2015
Türü: Öykü
Sayfa Sayısı: –
Kapak: –
Yayıncı: Yitik Ülke

KİTAPTAKİ ÖYKÜM

Bir Düşün Sırtında

Bana “Bir düşün sırtına binemezsin!” dediler.

Çocuktum. Altı yaşımdan yeni çıkmıştım, yedinin bahçesinde dolaşıyordum.

Ve inanıyordum, deliler gibi inanıyordum düşlere dokunabileceğime. Ne de olsa Allah’ın her günü sevgi denen bir düşe dokunuyordum: annemin ellerine dokunuyordum.

Bana “Bir düşün sırtına binemezsin!” dediler.

Adam oldum. Yedi yaşında bir adam. Kendimi kocaman hissediyordum: kocaman bir öfke. Çünkü yapamazsın denmesinden hoşlanmıyordum. Yapamazsın! Edemezsin! Gidemezsin! Gelemezsin! Çünkü yapıyordum, ediyordum, gidiyordum, geliyordum. Kimi kez kanatlı bir atın üzerinde, kimi kez koltuğunda bir uçandairenin, kimi kez bir devin kuvvetli nefesinde ve çoğu kez içinden çıkıp bir cenderenin dilediğim her yere gidiyordum. Üstelik kanamadan, ağlamadan, yanmadan ve asla yakınmadan yerime dönüyordum: kendime dönüyordum.

Bana “Bir düşün sırtına binemezsin!” dediler.

Güldüm. Çünkü büyükler hep böyle şeyler derdi: yapamazsın, edemezsin gibi şeyler. Ve “Uzaklara gitme” de derdi büyükler. Dile getirmezlerdi ama bu emirlerin altında şöyle bir korku olduğunu bilirdim: Ya gittiğin uzaklardan geri gelmezsen?

Kırık kiremitli çatılarında kedilerin fink attığı, çarpık kaldırımlarının çatlaklarında boy veren çiçeklerin toza kestiği gecekondu mahallelerinden birinde can bulan bir çocuktum. Gitmek istiyordum: mavi göğe halat atarak bulutlara tırmanmak, rüzgârın eteklerine tutunup ırak diyarlara yollanmak, uzaklaşmak, yıldızlaşmak, yalnızlaşmak… çünkü kendi kalbimde hapistim.

Ne ki bulutlar pek müşkülpesentti, rüzgâr pek gönülsüzdü bu yolculuklara aracı olma konusunda. Geriye yıldızlar kalıyordu. Ay bir de. Derdimi onlara fısıldıyordum. Susuyor ve dinliyorlardı. Ben de susuyordum. Düşlerimi kalbime kusuyordum. Hem çocuk hem adam, hem geveze hem suskun, hem mutlu hem hüzünlü birine dönüşüyordum.

Bana “Bir düşün sırtına binemezsin!” dediler.

“Binsen de uzaklara gidemezsin,” dediler.

“Gidersen geriye dönemezsin,” dediler.

Çocuktum. Altı yaşımdan yeni çıkmıştım. Çıktığıma bin pişman olmuştum.

“Bindim,” dedim.

“Gittim,” dedim.

“Döndüm,” dedim.

Nasılını sordular. Anlattım. Güldüler.

“Ne şapşalca şey!” dediler.

“Hiç olur mu!” dediler.

“Saçmalık bu!” dediler…

Dediler de dediler.

Oysa yalan söylemiyordum. Tanrı şahit, yalan söylemeyi öğrenmemiştim daha. Doğruyu söylemenin yalan söylemekten daha ağır bir yük olduğunu bilmiyordum.

Bana “Bir düşün sırtına binemezsin!” dediler.

Anlatamıyordum. “Yoksul çocukların sadece düşleri vardır” diyemiyordum. Söyledim ya, yedi yaşıma yeni girmiştim daha. Tumturaklı cümleler kurmayı beceremiyordum.  Deniyordum yine de. Vallahi deniyordum, tallahi deniyordum, işte böyle:

Rüzgâr annen oluyor, okşuyor saçlarını.

Gömleğini bir devin nefesi şişiriyor.

Bulutlar peşin sıra geliyor salkım saçak.

Kaldırımlar seninle birlikte koşturuyor…

Kendini bir düşün sırtında buluyorsun.

Asfalt hemen altında şen şakrak bağırıyor.

O düş aniden değişiyor öylece.

Uzayda gezip duran bir gemi oluyorsun…

Sonra uçan bir halı beliriyor altında.

Sokaktan sokağa su gibi çağlıyorsun.

Bağlıyorsun aklının uçuşan iplerini.

Kendine yeni menziller belirliyorsun…

Ter akıyor alnından, boynundan, saçlarından.

Yine de zerrece yorulmuyorsun.

Sokaktan sokağa süren serüvenini

Bir kez daha keyifle sırtlanıyorsun.

Bana “Bir düşün sırtına binemezsin!” dediler.

Yaşım yediydi.

Bindim.

Üç tekerlekliydi. Üç tekerlekli bir düş.

Ve o düşün sırtından ancak kırk yaşıma gelince indim.

Aşkın Güngör, 4 Şubat 2013

İLGİLİ HABERLER

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.