İKİ ÖYKÜ KAÇAĞI

Posted Yorum yapınDüşlük içinde yayınlandı

Yürekleri yamalı sevdalardan yorulmuş iki genç insandık — iki öykü kaçağı. Uzak kentlere hüzün taşıyan kara trenler gibi geçip gitmekte olan zamanın bir yerlerinde karşılaştık. Yorgunduk. Gizli acılar sinmiş gözlerimizle konuştuk ilk, kelimelerin yavan dizimleri geldi sonra. Birbirine söz vermekten […]

BİR DÜŞÜN SIRTINDA

Posted Yorum yapınDüşlük içinde yayınlandı

Bana “Bir düşün sırtına binemezsin!” dediler. Çocuktum. Altı yaşımdan yeni çıkmıştım, yedinin bahçesinde dolaşıyordum. Ve inanıyordum, deliler gibi inanıyordum düşlere dokunabileceğime. Ne de olsa Allah’ın her günü sevgi denen bir düşe dokunuyordum: annemin ellerine dokunuyordum.   Bana “Bir düşün sırtına […]

YAŞAMIN UYGUN YERİ

Posted Yorum yapınDüşlük içinde yayınlandı

Uykum var. Oysa kent sessiz çığlıklarla sızıyor içime.   (“Sessiz çığlıklarla mı?” “Evet, sessiz çığlıklarla?” “Bu duyulanlar ne öyleyse? Bu pazarcı bağırtıları; arkalarda kalan ana caddede can çekişen taşıt klaksonları; tarihin ve algının hiçbir zaman çözümleyemeyeceği öykülerini miyavlayan kediler; pencereden […]

ŞEHR-İ MUAMMA

Posted Yorum yapınDüşlük içinde yayınlandı

Yolcular da taşıyabilir o özürlü sevdaları ceplerinde parkalarının ve götürebilirler fazla kullanılmış anılarıyla birlikte uzaklara. Yeni şehirler yeni umutlar mıdır eskimiş yollarla taşındığımız, ya da yerinde beklemekten başka hiçbir şey yapmayan o şehirlere attığımız ilk adım onları yenilemeye yeter mi? […]

ALDIĞIN HER NEFESTE

Posted Yorum yapınDüşlük içinde yayınlandı

Başka bir denizin kıyısındasın. Örtüyorsun gözlerini. Bakışlarında kanat vuran martıları görmesinler diye mi? Boğazında eskimiş sevda tadı, geçmişi ezerce adımlarken ıslak kaldırımları, atıyorsun dalgalara yüreğinden koparıp şiirleştirdiğin o sevgili adları. Kim bilir hangi ırak tende geziyor parmakların? Hangi gölgeleri tanıdık buluyorsun? Ve kim bilir nasıl bir […]

YÜREĞİMDE RÜZGÂR GİBİ

Posted Yorum yapınDüşlük içinde yayınlandı

Bakma sen benim yaralandığıma. Tebessümlerin en el değmemişini büyüt yüzünde. Gün, yüzüne sevdalandıkça anlar seni uzaktan sevmenin nasıl zor olduğunu… Özledim… Çok özledim sevgilim. Sarmalandığım düşlerden kalkalı birkaç saat oldu. Yorgana sarınıp oturdum yatağın içinde biraz. Babamın sehpa üzerine bıraktığı […]

KARANLIKTA YALNIZ YÜRÜMEK

Posted Yorum yapınDüşlük içinde yayınlandı

Düşersen bir gün hayallerinden, yıldızlara tutun. En çok onlar tanıtabilir sana bilmediğin gökyüzünü. Ama bil bir yandan da: gece ne kadar karanlıksa yıldızlar o kadar parlak görünür. Kanma sahte revnaklara! Hatırla yüreğinde sana ait bir yıldız taşıdığını. Çok kararırsa çevren, çıkart yerinden, savur semaya. Göreceksin: yüreğinin ışığında […]

YILDIZLARI YAKARAK

Posted Yorum yapınDüşlük içinde yayınlandı

“Deli” deme! İçimden geldi sadece sana yine ulaşmak. Anlamı var mı yok mu, çok fazla sorgulamıyorum. İstedim ki bil, yaşam denen şu uzun şiirin devrik dizelerinden birinin üzerinde konaklayan bir kafiye var, üstelik alabildiğine aykırı duruyor bütün içinde. Yine istedim ki konuştuğun, yemek yediğin ya da sadece geçmişe ait […]

SENİ SEN, BENİ BEN OLMAYAN

Posted Yorum yapınDüşlük içinde yayınlandı

Kanatları kırık melek bağımsız ölümler dilediğinde aşkına, durgun suya bakarak sızlanma derdini umman sanarak. Hüznün sarı sureti belirir yüzünün yansımasında. Sevdan boğulmadan yüzemez artık. Çünkü gidiyorum bir başka kentin aşınmış kaldırımlarında biriken ayak izlerinin çağrılarına, ardımda kalan gölgelere basarak. Kal geride ve ağla, artık seni “sen”, beni “ben” […]

SÖYLENMEYEN

Posted Yorum yapınDüşlük içinde yayınlandı

Biliyorum, gecikiyor söylenmedikçe. Anlatmalı belki, yüzü bilinmeyen birini özlemenin kutsal beklentilerini ama kelimeler asırlardan beri yanlış algılanmaktan kurtulamadılar ki… Varlığın kutsiyet, nasıl anlatsam, görmesem de yüzünü, varsın diyedir taşıdığım mutluluk. “Kara urbalar bürünür gibi bak yaşama da mutluluğun en küçüğü bile güneşçesine […]

KUŞKULU RÜZGÂR HANLARI

Posted Yorum yapınDüşlük içinde yayınlandı

Balık kılçıklarından izler bırakıp eski gemilerin ıssız rotalarında, konaklıyor martılar kuşkulu rüzgâr hanlarının uğultulu odalarında. Ufukta -uzaklarda- ince bir çizgi belirliyor sınırı, usta hattat divitinden çıkmış huzur rengi bulutlarla ve heybesinde gri umutlarla, hüzünlü şarkıların doğduğu sessizliğim eksik şiir dizelerinin kendilerini aradıkları dar sokaklarda üzüntülü geziniyor. Beni kim anlar? Karanlığa bulanmışken umarlar ve hüzünken […]