DOKTOR OTUKURU’NUN IŞINLAMA MAKİNESİ

Şıngırdak Otukuru, Bol Bel’in dedektiflik bürosuna geldiğinde nasıl bir dünyaya adım atacağını rüyasında görse inanmazdı. Höyküren bir kapı zili, genişleyip duran bir oda, gerçek bükücü iksir, boyut anahtarı, konuşan hatta yürüyen bilge bir kitap gibi sıra dışı hayal nesneleriyle gücüne güç katan böylesi uçarı bir dedektif kendisine nasıl yardımcı olabilirdi?

Aşkın Güngör’ün hayal dünyasından ışınlanarak ödüllü çizer Gökçe Akgül’ün çizimleriyle ete kemiğe bürünen, tüm zamanların en matrak dedektifi Bol Bel’in maceraları katlanarak devam edecek!

Tudem

978-605-9604-76-5

Dizi Adı: Dedektif Bol Bel’in Serüvenleri 2

Kitap Adı: Doktor Otukuru’nun Işınlama Makinesi

Basım Yılı: Kasım 2013

Türü: Fantastik Roman / Dedektiflik

Sayfa Sayısı: 232

Editör: Mavisel Yener

Kapak ve İç Resimler: Gökçe Akgül

Yayıncı: TUDEM

(…)

Dedektif Bol Bel gazeteden başını kaldırıp kulak kesildi. Bahçede ayak sesleri mi duymuştu? Solundaki pencereden dışarı baktı. Bulunduğu noktadan bahçe kapısını ve kesme taşlı yolun bir bölümünü görebiliyordu. Orada kimse yoktu.

Yanıldığını düşünerek gazeteye dönmüştü ki, kapının tuhaf zili ciyaklamaya başladı: “Biri geldi! Biri geldi! Tam önümde duruyor! Tam önümde duruyor! Sokağı görmemi engelliyor! Sokağı görmemi engelliyor! Alsana şunu içeri! Alsana şunu içeri!”

Bol Bel sandalyesinden kalkarken, “Seni yakında değiştiveceğim, habevin olsun,” diye homurdandı.

“Benim gibisini bulursan değiştirirsin,” dedi kapı zili.

Anlaşılan pek de oralı değildi.

Bol Bel, “Bugüne dek aldığım en geveze hediyesin,” dedi bu kez. “Hev şeyi iki keve söylemek zovunda mısın?”

“Biraz daha akıllı olsaydın bir kez seslenirdim,” dedi zil. “Ayrıca yavaşsın da. Sen gelip kapıyı açana dek kadın zile bir kere daha bastı. Tekrar duyurmamı ister misin?”

Umursamaz olduğu kadar ukalaydı belli ki.

Bol Bel, “Gevek yok,” dedi terslenerek.

Pardösüsüyle şapkasının asılı olduğu ayaklı askının yanından geçerek kapıyı açtı. Karşısında, makyajı akmış yüksek topuklu ayakkabılarının üstünde güçlükle duran, kan ter içinde kalmış tombul bir kadın görünce şaşırsa da bozuntuya vermedi. Yetişkinlerin zili bile çalmamasını daha nasıl anlatabileceğini düşünmesine karşın gülümsedi.

“Buyvun?” dedi nezaketle.

“Bol Bel?”

“Ta kendisi.”

“Yanlış olmasın, Dedektif Bol Bel, değil mi?”

“Evet. Buyvun.”

“Yani Gizemli Şeyler Dedektifi Bol Bel, öyle değil mi? Yanlış olmasın diye soruyorum.”

Bol Bel sabrının sonuna geldiğini hissettiren derin bir nefes aldıktan sonra, “Ta kendisi dedim ya,” diye homurdandı. “Buyvun? Ne vavdı?”

Kadın parmaklarının ucunda hafifçe yaylanıp içeriyi görmeye çalışırken, “Gizemli bir olayı çözmeniz için sizi tutmak istiyorum,” dedi. “İçeride konuşabilir miyiz?”

“Dışavıda da konuşamayız ki içevide konuşalım,” dedi Bol Bel.

“Efendim? Anlayamadım.”

“Anlayışınız kıt mıdıv?”

“Efendim?”

“Anlaşılan öyle.”

“Ne diyorsunuz kuzum siz?”

Bol Bel derin bir nefes daha aldıktan sonra, “Hanımefendi, okuma yazmanız yok mu?” diye sordu.

“Ha, anladım şimdi,” dedi kadın. “Tabeladaki uyarıdan söz ediyorsunuz. Yetişkinler kapıyı bile çalmasın falan.”

“Okuv yazav olduğunuz anlaşılıyov,” dedi Bol Bel sabırsızca. “Anlamadığım şey, okuduğunuzu anlamamakta neden ısvav ettiğiniz. Yetişkinlev için çalışmıyovum ben.”

“Onu anladım,” dedi kadın saf saf.

Bol Bel kapıyı kapatmak için uzanırken, “Öyleyse size iyi günlev,” dedi. “Tekvav gövüşmemek üzeve.”

Ne var ki ziyaretçi pes edecek gibi değildi. Kapının kapanmasını önlemek için ayağını uzatırken, “Durun biraz!” diye atıldı. “Beni dinlemediniz bile.”

“Yetevi kadav dinledim,” dedi Bol Bel. “Şimdi izin vevivseniz…”

“KOCAM SİLİNDİ!” diye feryat etti kadın.

Bol Bel afalladı.

“Silindi devken?”

“SİLİNDİ İŞTE!” dedi kadın. “SİLİNDİ! ÖLDÜ! YOK OLDU!”

(…)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir