GOHOR KIYAMETTEN SONRA

Tarihin her döneminde dışarıda bırakılanlar olmuştur. Bu, onlardan birkaçının öyküsüdür.

2003 yılında BU Yayınevi tarafından Gohor Cam Kent ile Gohor Kurtlar Yolu adlarında iki ayrı kitap olarak basılan Gohor Kıyametten Sonra, ilk kez bu kitapla tek cilt olarak okurlarının karşısına çıktı.

İlk baskısı 2008 Mayıs’ında Crea tarafından gerçekleştirilen, 2. baskısına 2009 Eylül’ünde Astrea ile ulaşan Gohor Kıyametten Sonra, bir dönem D&R’ın “En Çok Satan Bilim Kurgu Romanları” listesinde üst sıralarda yer almıştır.

21. yüzyılın ortalarında bilinen yaşam sona erdi. Yeni kurulan düzen yok olandan pek de farklı değildi… Genetik değişim geçirerek akıl almaz varlıklara dönüşenlerin dışında!

Elinizdeki kitap ilk olarak 2003 yılında, Gohor-Cam Kent ile Gohor-Kurtlar Yolu adları altında iki cilt olarak yayınlandı ve raflarda yerini aldığı andan itibaren yoğun ilgiyle karşılandı. Çeşitli yayın organlarında yer bulan, birbirinden değerli isimlerin kaleme aldığı makalelerde adından hep övgüyle söz edilen Gohor, eğitmenler tarafından, yetişkinler kadar genç okurlara da ısrarla tavsiye edildi. Fikirsel oluşumu 1997 tarihini taşıyan romanın yazımı altı yıla yayıldı ve son nokta 2002 yılının Ekim’inde kondu.

Yazarı tarafından “yazma sürecinin her anı da keyifli ve heyecanlı bir başka serüvendi” diye tanımlanan Gohor Kıyametten Sonra’yı yeni düzenlemesiyle ve tek cilt olarak Türk okurunun beğenisine sunuyor olmaktan gururluyuz.

Crea - Astrea

978-605-5882-03-7

Basım Yılı: 1. Basım 2008 (Crea)

2. Basım 2009 (Astrea)

Türü: Bilim Kurgu Roman

Sayfa Sayısı: 400

Kapak: Aşkın Güngör

Yayıncı: Crea / Astrea

(…)

Dalga dalga açıldı karanlık. Kar tepeleri, iri kayalar aydınlandı. Kocaman, boz bir gölgeye ulaştı kızıl ışık –dört ayak üzerinde dikilen öldürücü bir gölgeye.

“Kurtlar!” diye haykırdı Gamgiğ. “Kaçın!”

Aynı anda hayvan, gırtlağından korkunç bir ses çıkararak atıldı. Meşalenin dalgalanan ışığında bir yıldırım gibi görüp yitirdim onu. Gamgiğ üzerine zifir gece çökmüş gibi görünmez oldu. Savrulan baltasının ışıltısı sıçradı göğe. Bir acı uluma. Sonra Gamgiğ’nin bağırtısı. Boğuşma sesleri.

Yanımdan hızla geçerek karmaşanın sürdüğü karanlığa daldı Hamşin. “Geldim!” diye haykırdı.

“Hayır!” diye bağırdı Gamgiğ. “Git! Kaçın! Bu liderleri olmalı! Çok kalabalıklar!”

Elister bayırdan aşağı doğru iteledi beni. “Kaçsana aptal!” diye bağırdı. Sonra iri gövdeli bir yıldırım gibi daldı karanlığın içine, baltasını sallayarak.

Donmuş gibi kaldım olduğum yerde. Bir yere gidemiyordum. Bir sürü kurdun uluması, vahşi çığlıkları, Gamgiğ’nin, Hamşin’in, Elister’in bağırtıları kulaklarımda çınlıyordu. Seslere doğru bir adım attım. Bir adım daha. Bir adım daha…

Düştüğü yerde sönmek üzere olan meşalelerden birini aldım elime. Alev canlandı. Ağır ağır yaklaşmaya devam ettim ve çarpışmanın tam ortasında kalıverdiğimi anladığımda geri dönmemi sağlayacak direnci bulamadım bacaklarımda; isteğim dışında titreyip duruyorlardı. Uzanabildiğim en yüksek noktaya kaldırdım meşaleyi.

Birkaç adım uzağımda Gamgiğ sırtüstü yattığı yerde üzerindeki kurtla boğuşuyordu. İkisi de, boğuştukları alan da kırmızıya kesmişti. Kanları birbirine karışmış iki düşmandılar. Onun az ötesinde Elister baltasını hünerle savurarak yoluna çıkan her kurdu cansız yere seriyor, yardım etmek için Gamgiğ’ye ulaşmaya çalışıyordu. Hamşin dizlerinin üzerindeydi. Bir kolunu karnına bastırmış, diğeriyle baltasını savurmaya çalışıyordu. O da kan içindeydi.

Nasıl oldu, böyle bir şey yapmama sebep olan nasıl bir duyguydu bilmiyorum ama ansızın ileri fırladım. Elimdeki meşaleyi yapıştırdım Gamgiğ’nin üzerindeki kurdun sırtına. Yıldırım çarpmış gibi sıçradı hayvan. Gamgiğ’nin belindeki keseden saçılan meşale yağlarına bulanan tüyleri alev aldı. Uluyarak daldı diğer kurtların arasına. Bu, alevin birkaç hayvana daha sıçramasına neden oldu. Aynı anda grubumuzun diğer elemanları vardı tepeye. İnatla saldırılarını sürdüren birkaç kurdu da onlar hakladı. Sonra sesler kesildi. Derin solumalar ve meşalelerde oynaşan alevlerin cılız çıtırtıları kaldı geride. Bir de kan.

(…)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir