KAHRAMAN KORKAK BABAM

Ödüllü yazar Aşkın Güngör‘den keyifli bir çocuk romanı.

Her çocuğun gözünde babası kahramandır ama ya ona “korkak” derlerse ne yapar? Arkadaşları da Kıvırcık’a böyle diyor ve serüven başlıyor.

Berk Öztürk de kitabın içinde çizdiği güzel renkli resimlerle bu serüvene eşlik ediyor.

Bilgi Yayınevi

978-975-2206-67-0

Sayfa Sayısı : 202

Basım Yeri : Ankara

Basım Tarihi : 2018

Resimleyen : Berk Öztürk

ŞAPŞİK

Bu öğlen okul bahçesinde Şapşik yanıma geldi ve pis pis gülerek “Sana çok acayip bi’ sürprizim olacak Kıvırtık,” dedi.

Birbirimizden hiç hoşlanmazdık. Bunun pek de iyi bir sürpriz olmayacağı açıktı. Önce “Lakabım Kıvırtık değil, Kıvırcık!” diye hatırlattım ona, sonra da “Ne sürpriziymiş bu Şapşik?” diye sordum.

Elini burnumun önünde sallayarak “Benim lakabım da Şapşik değil, seni gidi mankafa!” dedi. “Bana Heybetli diyeceksin!”

Kalın camlı gözlüklerinin altına dek inen uzun perçemlerine ve çilli yanaklarına bakarak gülümsedim. “Lakabı heybetli olan birine göre epeyce sevimli ve ufak tefeksin,” dedim alayla. Öyle ya, ne de olsa benimle aynı boydaydı. Hatta bir iki parmak kısaydı bile.

“Sana öyle geliyor! Ben son derece…” diye parlamıştı ki, aniden susarak yüzüme dik dik baktı. “Aman neyse, senin uyuzluklarınla uğraşmayacağım. Nasıl olsa birazdan gününü göreceksin!”

“Bak, bi’ gıcıklık yaparsan seni iyice pataklarım,” diyerek gözdağı vermeye çalıştım.

“Dene de gör!” dedi. Yine pis pis sırıtmaya başlamıştı ve gerçekte olduğundan yüz elli kat falan daha gıcık görünüyordu. “Sınıfa gelirsen acayip sürprizimi görürsün!” diye ekledi.

“Aman çok da merak ettim sanki,” dedim. Ama daha şimdiden içim içimi yemeye başlamıştı. Elinde bana karşı çok iyi bir koz olmasa bu kadar neşeli görünmezdi.

“Çok acayip bi’ sürpriz,” dedi. “Çok acayip. Babanla ilgili.” Sonra da bir şey dememe fırsat bırakmadan dönüp koşa koşa okula girdi.

Arkasından baktım. Babamla ilgili bir sürpriz mi? Ne demekti ki bu? Ellerimi pantolon ceplerine sokarak yürümeye başladım. Şapşik’in koşarak kat ettiği yolu ağır ağır adımladım. Öğle teneffüsünü eğlenerek değerlendirmeye çalışan diğer öğrencilerin arasından süt dökmüş kedi gibi geçtim. Başım yere eğikti. Kara kara düşünüyordum: Bu sürpriz ne olabilirdi? Şapşik’i bu denli mutlu ettiğine göre beni rezil edeceği kesindi. İyi ama konunun babamla ne ilgisi vardı?

Sınıfımızın olduğu koridora girmiştim ki bir kol omzuma dolandı. Baktım: Sırık.

Benimle aynı hizaya gelmek için sırtını hafifçe kamburlaştırmış, eğik yürüyordu. Bir eli hemen her zaman olduğu gibi pantolon cebindeydi. Gülümseyerek “Ne o Kıvırcık?” dedi. “Gemilerin mi battı be?”

“Battı galiba,” dedim.

“Ne demek oğlum bu?”

“Şapşik’in bana çok acayip bi’ sürprizi varmış.”

“Haa, şu sürpriz.”

“Ne yani? Sen biliyo musun sürprizi?”

“Biliyorum.”

“Nedir? Babamla ilgili ne söyleyecek ki Şapşik denen o sahtekâr?”

“Bilmiyorum.”

Tepem atıverdi. “Biliyo musun bilmiyo musun?” dedim ters ters. “Bi’ öyle diyo’sun bi’ böyle!”

Sırık “Bir sürpriz yapacağını biliyorum ama sürprizin ne olacağını bilmiyorum,” dedi. “Teneffüste hepimizin yanına tek tek geldi. Sınıftaki herkesin yani, taam mı? ‘Ders zili çalmadan on dakika önce sınıfta olun, çok acayip bi’ sürprizim var’ dedi.”

Merakım iyice artmıştı. “Ne olabilir ki bu sürpriz?” diye mırıldandım.

“Birazdan görürüz,” dedi Sırık.

Birlikte sınıfa girdik.

(…)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir