HAYAL KUTUSU

Türk bilimkurgu ve fantastik edebiyatının güçlü isimlerinin yer aldığı, Yalçın Altın tarafından derlenen seçki.

Kitapta “Geldiler” ve “Sevgilim Dans Edelim mi?” adlarındaki iki öykümle yer alıyorum.

KÜNYE

Sayfa Sayısı : 234

Ebat : 13 x 19,5

İlk Baskı Yılı : 2020

Yayınevi : Cinius Doğrudan Yayıncılık

GELDİLER ADLI ÖYKÜMDEN BİR BÖLÜM

Başı sonu olmayan yeşil bir vadideyim. Gözlerimin önünde uzanıp giden yeşil çimenler rüzgârın nefesine uyarak kımıldanıyor. Bu yeşilliğe aykırı renkler arıyorum çevremde ama yok. Ne kahverengi kabuklu bir ağaç ne çiçekler ne binalar ne araçlar… Üzerime bakıyorum. İçimdeki sıkıntı büyüyor. Ben de yemyeşilim. Çırçıplak ve yemyeşil! Öfkeleniyorum. Sakinleşmem mümkün değil. Bu benim ten rengim değil çünkü. Ben yeşil değildim!
Koşmaya başlıyorum. Bu sikindirik yerde barınan birilerini bulmalıyım. Bana gülmeli. “Hale bak, yemyeşil bir adam!” diyerek alay etmeli. Onu dövmeliyim. Başka türlü rahatlayamayacağım. Ağzını burnunu kırmalıyım, evet ama sadece o kadar, daha fazlası değil. Ne de olsa barbarın teki değilim.
Hızımı arttırıyorum. Ayaklarım yerden kesiliyor. Hâlâ koşuyorum ama artık çimenlerin üzerinde değilim. Gökyüzüne çıktım. Bu uçuş çok hoşuma gidiyor. Bulutlara dokunuyorum. Yeryüzü daha açık seçik görünüyor bu yükseklikten. Aklım karmakarışık. Aşağıda yeşilden başka renk yok. Her taraf, her yan, kilometrelerce karelik arazi yemyeşil. Küfrediyorum.
Birden onları görüyorum: Aşağıda iki kadın var. Yere eğilmiş bir şeyler konuşuyorlar. Onlara doğru alçalıyorum. Gölgem üzerlerine düşüyor. Başını kaldırıyor kadınlardan biri, yaklaştığımı görüyor. Arkadaşını dürterek beni işaret ediyor bakışlarıyla. Aynı anda onların yeşil olmadığını fark ediyorum. Tenleri benim olmam gereken renkte. Ayaklarım yere basıyor, öfkeyle onlara yaklaşıyorum. Kadınlar aynı anda sağ ellerini kaldırıp beni selamlıyor.
“Selam dünyalı, biz dostuz,” diyor biri.
“Bana ne sizin dost olmanızdan!” diyorum. “Benim de dostlarım var ama sizin gibi her gördüğüme reklam yapmıyorum bunu!”
“Hayır, anlamadınız,” diyor diğer kadın. “Sizinle dostuz biz.”
“Pis yalancı!” diye bağırıyorum. “Sizi hayatım boyunca görmedim!”
“Ne yapacağız?” diye fısıldıyor ilk konuşan kadın. “Geri zekâlı galiba.”
Geri zekâlı babandır, diye düşünüyorum ama bunu dile getirmeyecek kadar da terbiyeliyim. Dişlerimi gıcırdatmakla yetiniyorum.
“Öyle galiba,” diyor diğer kadın. “Bugüne kadar ulaştığımız hiçbir galakside böyle bir şeyle karşılaşmadım.”
“Susun!” diye bağırıyorum.
Emrime uyduktan sonra birer adım geri çekiliyorlar.

(…)