PAMUK BOL BEL VE YEDİ CÜCE

Duyduk duymadık demeyin! Tüm zamanların en hayalperest dedektifi Bol Bel geri döndü! Üstelik bu kez Pamuk Prenses kılığında, Yedi Cüceler ile birlikte… 

Durun bir dakika! Düşler Diyarı yok olma tehlikesi ile karşı karşıya! Birileri buna engel olmalı, ama kim? Okudukları masal kitaplarındaki karakterlerin kaybolduğunu söyleyen çocukların ve Yedi Cüceler’in Bol Bel’den yardım istemesiyle birlikte, yeryüzünün en sıra dışı dedektifi Bol Bel kolları sıvıyor ve serüven başlıyor…

Tudem

978-605-9153-96-6

Dizi Adı: Dedektif Bol Bel’in Serüvenleri 3

Kitap Adı: Pamuk Bol Bel ve Yedi Cüce 

Basım Yılı: Kasım 2016

Türü: Fantastik Roman / Dedektiflik

Sayfa Sayısı: 264

Editör: Mavisel Yener

Kapak ve İç Resimler: Gökçe Akgül

Yayıncı: TUDEM

Yoğun Bir Gün

DIRIIIIING! DIRIIIIIIING!

“Alo. Ben Gizemli Şeylev Dedektiflik Büvosu’ndan Dedektif Bol Bel. Nasıl yavdımcı olabilivim?… Hı hı… Anlıyovum… Evet?… Hı hı… Hı hı… Avkadaşınızın ensesinde biv sivilce çıktı ve o sivilce konuşuyov, doğvu mu anladım?… Hı hı… Tamam… Peki… Advesi alayım… Hı hı… En kısa süvede geleceğim…”

DIRIIIIING! DIRIIIIIIING!

“Alo. Ben Gizemli Şeylev Dedektifi Bol Bel. Nasıl yavdımcı olabilivim?… Hı hı… Evet? Köpeğiniz uçmaya başladı demek… Ne zaman oldu bu?… Dün gece mi?… Anlıyovum… Advesi alayım… En kısa süvede geleceğim…”

DIRIIIIING! DIRIIIIIIING!

“Alo. Ben Dedektif Bol Bel. Nasıl yavdımcı olabilivim?… Büyükanneniz aniden gençleşti, doğvu mu duydum? Kaç yaşına geldi şimdi? Hımmm… Otuvma odasında seksek oynamaya başladığına göve epeyce gençleşmiş olmalı… Anlıyovum… Advesi alayım… En kısa zamanda geleceğim…”

DIRIIIIING! DIRIIIIIIING!

“Alo! Bol Ben Ben… Amaaan… Ben Bol Bol…. Bol Bel yani… Dedektif… Nasıl yavdımcıyım? Yavdımcı mıyım? Olabiliv miyim yoksa çoktan oldum mu? Alo? Alo?”

DIRIIIIING! DIRIIIIIIING!

 “Alo. Ben Bol Bel. Nasıl yavdımcı olabilivim?… Evet?… Hı hı… Basket potası avkadaşınızı yuttu! Anlıyovum… Hı hı… Tamam… Advesi alayım… En kısa süvede geleceğim…”

Böyle sürüp gidiyordu. Bol Bel çalan telefona yanıt veriyor, ahizeyi yerine koyarken zil sesi yeniden duyuluyordu.

DIRIIIIING! DIRIIIIIIING!

 “Alo. Ben Bol Bel. Nasıl yavdımcı olabilivim?…”

Zavallı Dedektif bir yandan da önündeki notluğa harıl harıl bir şeyler yazmaktaydı. Olayın açıklaması ve gitmesi gereken adreslerdi bunlar. Üstelik günün erken saatleri olmasına karşın, halledilmesi gereken sorunlar onlarca sayfayı doldurmuştu.

“Biliyor musun, seni bir türlü anlayamıyorum,” dedi Bilge Kitap sakince.

Masanın diğer ucundaydı. Beyaz kâğıtlar, iç içe geçirilmiş ataşlar ve uzunlu kısalı kalemlerden oluşan bir yığının ortasına sırtüstü yatmıştı. İki yana kavislendirdiği kırmızı ayracını ensesi denebilecek bir noktaya koymuştu. Hemen yanındaki masa lambasının ışığı üstüne dik açıyla iniyordu.

Ahizeyi yerine bırakan Bol Bel, Bilge Kitap’a baktı. “Ne kadav yoğun olduğumu gövüyovsun ama yavdımcı olmak yevine şuvaya sıvtüstü yatmışsın,” dedi. “Ayvıca masamın üstü niye bu kadav dağınık ve hev tavaf aydınlık olduğu halde o masa lambası neden yanıyov?”

“Çünkü dağınık ortamlarda daha iyi düşünebiliyorum, huyum kurusun,” dedi Bilge Kitap istifini bozmadan. “Ayrıca bir yandan da güneşleniyorum gördüğün gibi.”

“Bu senin yaptığına güneşlenmek değil solavyuma givmek deniv,” dedi Bol Bel. “Üstelik ikimizin de çok iyi bildiği gibi, solavyum pek de sağlıklı biv tevcih değil.”

“Bırak şimdi onu da soruma yanıt ver,” dedi Bilge Kitap.

“Ne sovusu? Hiçbiv şey sovmadın ki,” dedi Bol Bel.

“Olabilir. Ama sorsaydım da belli ki yanıtını alamayacaktım.”

“Alamazsın tabii. Kafamı kaşıyacak vaktim bile yok.”

DIRIIIIING! DIRIIIIIIING!

Bol Bel “Al işte! Yine telefon!” diye söylendikten sonra Bilge Kitap’a döndü. “Bu sefevkini sen aç. Yetev avtık. Ben yovuldum. Üstelik daha gidip biv yığın olayı çözmem gevekiyov.”

Bilge Kitap bu isteği ikiletmeden sıçradı. Ön kapağının kenarlarını ayak gibi kullanarak hoplaya zıplaya telefonun başına geldi. Ayracını doladığı ahizeyi kaldırıp kendine yaklaştırdı. “Alo. Ben Gizemli Şeyler Dedektifi Bol Bel’in sağ kolu Bilge Kitap. Size nasıl yardımcı olabilirim?” diye sordu. Hattın diğer ucundaki kişinin söylediklerini “Hı hı… Evet… Anlıyorum…” sesleriyle arada bir bölerek dinledi, dinledi, dinledi… Sonunda telefonu kapatıp “Yanlış numara,” dedi Bol Bel’e.

Dedektif ona şaşkın gözlerle baktı. “Yanlış numava mı? On dakikadıv yanlış numavayla mı gövüşüyovsun?”

“Arayan beni amcası sandı, bozmak istemedim,” dedi Bilge Kitap pişkin pişkin.

“Anlaşılan telefonlava yine ben baksam daha iyi olacak,” diye terslendi Bol Bel. “Senin pek yavdımcı olamayacağın ovtada!”

“Aslında ben de demin bu konu hakkında konuşacaktım,” dedi Bilge Kitap. Belli ki Bol Bel’in sitemlerini pek de umursamamıştı. “Seni bir türlü anlayamıyorum derken kastettiğim tam da buydu.”

“Tam da neydi?” dedi Bol Bel sabırsızca.

“Kendine boşuna eziyet ediyorsun,” dedi Bilge Kitap.

“Anladığımı söyleyemem.”

“Sekreter.”

“Ne sekvetevi?”

“Bir sekreter tut.”

“NE? SEKVETEV Mİ TUTAYIM!” diye bağırdı Bol Bel. “HAYATTA OLMAZ!”

Bilge Kitap ayracını savurarak “Neden olmasın?” dedi. “Sekreter burada durup telefonları cevaplar, biz de seninle baş başa verip çözmemiz gereken sorunlara odaklanırız. Ne güzel işte!”

“SEKVETEV FALAN TUTMAYACAĞIM!”

(…)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir