Aşkın Güngör

Sevgili Salak ilk olarak 2007 yılında Olgu Kitaplığı tarafından basılan bir “romancık”. Güncel baskısı Eylül 2017’de Bilgi Yayınevi tarafından gerçekleştirildi.

Kitap, Taksim’in arka sokaklarında geçen bir aşk ve cinayet öyküsünü anlatıyor. Ana karakterler, Nilay adlı bir konsomatrist ve onun sığıntısı yarım akıllı Mahsun. Kitap Mahsun’un bakış açısından anlatılıyor.

Sevgili Salak romandan ziyade bir romancık olduğundan kitaplaştırma süreci fazla uzun sürmedi. Diğer pek çok kitabıma oranla mucize denecek bir süratte ulaştım son sayfaya. Gerçi Mahsun’la Nilay zihnime baskı yapmayı, “öykümüz burada bitemez, devam etmelisin,” demeyi sürdürdü ama hayır, o kadar da değil, yazının günahına yeterince bulaştığımı düşünerek devam kitabına girişmedim.

Kitapla ilgili pek çoğu dostum da olan yazarlarla yaptığım yazışmaları aşağıdaki “İncele & Eleştiri” sekmesinde bulacaksınız. Bu yazışmalar da kitabın geneli hakkında size fikir verecektir.

Bilgi Yayınevi

978-975-2207-14-1

HABERLER & DUYURULAR

1. BASIM

Kitap Adı: Sevgili Salak

Basım Yılı: Mayıs 2007

Türü: Yeraltı Edebiyatı – Roman

Sayfa Sayısı: 82

Kapak: Aşkın Güngör

Yayıncı: Olgu Kitaplığı

 

2. BASIM

Kitap Adı: Sevgili Salak

Basım Yılı: Eylül 2017

Türü: Yeraltı Edebiyatı – Roman

Sayfa Sayısı: 92

Kapak: Candan İşcan

Yayıncı: Bilgi Yayınevi

(…)

Var ya, babam olacak herif beni okutsaydı, kesin şair olurdum Nilay, kesin. Ne var zaten şair olmakta? O ibneler gibi iki laf parala, karşına çıkan herkese bi’ bok yiyo’muşsun gibi tepeden bak… Sonra da neymiş? Şairmiş! Hah! Ulan yemin ediyorum, ben okusam, bırak şairi yazar olurdum kızım! Boru değil, yazar! Hem benim şu düşündüklerim var ya, üşenmeyip yazsam şimdi meşhurdum anasını satayım! Vallahi bak, roman olurdu kızım aklımdan geçenler. Ha, millet “Bu ne be? Böyle roman mı olur” derdi belki ama ben her şeyi düşündüm Nilay. Onlara derdim ki, “Ne ulan?” derdim. “Hayat sadece sizin aklınızdan geçenler mi?” derdim. “Ne şaştınız o’lum? Bizimki gibi hayatlarda böyle cümleler debeleniyo anasını satayım,” derdim. Ha hatta “Biz sizin yok saydıklarınızız,” derdim abi. Ehe… Bu lafı da o şair ibnesinden duymuştum. Ama kim nerden bilecek ya…

(…)