TÜRK FANTASTİK EDEBİYATI SİTESİNDEN MESİH’İN KLONU DEĞERLENDİRMESİ

Önden bir kaç küçük sıkıntılı durumu arz edeyim, kitabın güzelliklerini anlata anlata bitirebileceğime pek inanmıyorum. Bildiğiniz Edgar Allan Poe ise silin, Stephen King ise silin veya bir başkası ise silin. Bu kitabı okuyun sonra bir daha düşünün. Haksız mıyım?

MESİH’İN KLONU

İlk sıkıntı: Şimdi ben ne okuyacağım? Evet sevgili Aşkın Güngör söyle bana bunun kadar güzel bir kitabın var mı, yada bana önerebileceğin bir basamak ötesi? Sıkıntı şudur ki; kitap bittikten sonra bir süre başka kitaba yönelemeyeceksiniz veya benim gibi fantastik kurgu’lara kilitlenmişken tür değiştirmek zorunda kalacaksınız. Kitabın tadını, hazzını başka bir romanda bulamama düşüncesini atlatana kadar bu psikolojik problemi yaşacaksınız.

Bunun haricinde kitabın giriş kısmında önemsiz bir ayrıntı vardı, bir Türk Amerikan ağzıyla konuşuyordu, zira pek zararı yoktur. Sonra bir tane daha vardı diyecektim ki bu kurgu hatasının aslında ufacık bir heyecanlı bir anlatımı sunmak için profesyonelce hazırlanmış bir kurgu olduğunu anladım. Hemde şimdi, bunun kurgusal bir hata olduğunu yazacakken.

Kitap tam anlamıyla bir şaheser. Alırken düşünmediğim bir kitap. Kapağı gerçekten etkileyici, belki bu yüzden düşünmeden aldım kitabı. İşin güzel tarafı kapak tasarımı da Aşkın Güngör’e ait. Kitabı bir arkadaş tavsiyesi ile almadım tamamiyle arka kapak yazısı, kapak fotoğrafı ve sevgili Gio’nun kapakta yazan sözleriyle. Ama bunların arasında beni onu almaya en çok iten kesinlikle kapak tasarımıydı. Peki diyeceksiniz ki neden bu kadar bekledin, kitap çıkalı ne uzun zaman geçti. Bu konuda kötü bir etken olarak kitabın ismiydi beni kitaptan soğutan. Bahsetmek istediğim mesele şudur: Bildiğimiz bütün iyi yabancı yapımlar Hristiyan sempatizanlığı üzerine kurulmuştur. Buna bir çok kitap ve film örneği verebilirim. Beni yıllardır yabancı yazınlardan uzaklaştıran iki nedenden biri budur. Lakin kitabı okuduğumda önyargılarım beni fena tökezletti.

Beni yabancı yazınlardan iten diğer sebep şu: Biz yazamaz mıyız, neden türk mitlerinin yunan mitleri, fransız, ingiliz, amerikan ve hatta şimdilerde hollywood mitlerinden eksik kalır yanı ne? Milliyetçi bir anlayışım olduğunu düşünmeyin, ben daha fazla kendimi hümanist bilirim. Zira benim tarihim daha güçlü daha harika mitlerle gizli saklıdır halen… İşte bu kitap benim tarihimi, yabancıların anlattığı tarihin üstüne koymuş. Bu kitap Tutku filminden esinlenmiş sanırsam. Ama kesinlikle daha fazla araştırmayla ve Türk tarihinde anlatıldığı haliyle üste çıkan Türk karakterle kurgusunu ilerletiyor. Şunu size garanti ediyorum bu kitaptan sonra yabancı yazınlara, filmlere başka gözle bakacaksınız.

Kitaba tekrardan geri dönelim. Kitaba bir tür adı vermek zor, ama imdadımıza Sadık Yemni yetişir burada. TekinsizX evet onun tabiri bu. Kitap tam anlamıyla melez; Fantastik, Polisiye, Bilim ve o mükemmel ara öyküleriyle Tarih. O mükemmel ara öyküler dedim, işte o ara öykülerden birinde kendimi Tutku filmini başka bir ağızdan, başka bir kurgu ile izlerken buldum. Kitap kendi evreninde başka ilerlerken bir ara öykü sizi tarihsel bir havaya sürüklüyor. O ara öykülerde tarih değil de fantastik bir şeyler arıyorsunuz ama yazar sizi şaşırtıyor, okuduğunuz satırlar sadece tarihi kurguyu anlatıyor.

Hatırlarsanız ‘Kurtlar Vadisi Irak’ filmi Amerika da yasaklanmıştı. Nedeni Amerika’nın kötülenmesi değil miydi. Yıllardır ülkemizde pek çok dini cemaatçe lanse edilen şeytan Amerika tekerlemesini, neredeyse bütün partilerin alt kollarında anlatılan Amerika’nın oyunları hikayelerini daha etkileyici daha gerçekçi bir biçimde sunmuş yazar. Amerika bilim olarak çıkıyor karşımıza, Türkiye ise fantastik kahramanı ve polisiye bir filmin başrollerini kahramanın sağ kolları olarak karşısında. Aslında bu bakıma koca bir ana fikri var kitabın; Sızlanmaktansa bir şeyler yapmalı.

Kitap hikayenin ortasına atıyor sizi. Bir başlangıçta olmanıza rağmen bir anda gelişme bölümünde olduğunuzu hissediyorsunuz. Ara öykülerle kitabın düşünülen başlangıcı sıkıcılıktan çıkarılmış çok daha güzel bir şekilde anlatılıyor. Bir aralar moda olan derin devlet-lik, paralellik tarihin tozlu sayfalarından kitabın sonu olan 25 mayıs 2014’e kadar kah arka planda kah en göze batacak yerde çıkıyor karşımıza. Yani anlayacağınız üzere kitabın başlangıcı hiç mi hiç sıkıcı değil.

Ara öykülerin karakterlerinin iç dünyalarını bile yaşıyorsunuz kitapla. Kitapta kah kahramanın iç yaşamındasınız, kah baş düşman Mesih’in klonunun içinde…

Kitabın gelişme bölümü mükemmmel gizemlerle dolu. Bir anda ortaya çıkan hiç tahmin etmediğiniz gizemler sizi oldukça şaşırtıyor. Bu bağlamda  sonuç bölümüne ulaşana kadar, kitabın beklenen islamiyet anlatılarındaki hali ile bir kıyametle sonlanacağını hayal ediyorsunuz. İyi saklanan gizemler ikinci kitap beklentilerini son sayfalara kadar saklıyor.

Çok güzel aksiyon sahneleri var kitapta. Sahneler diyorum, kitabı mükemmelliğe yakınlaştıran bir özelliği. İyi betimlemeler ve harika aksiyon sahneleri bazen sizi kitaptan koparıp hayaller diyarında bırakıyor. Bir anımı anlatacağım: Bir bölümde kahramanımız ablukaya alınmış civar ışıklandırmalar iptal edilmiş bir evden çıkıyor karşısında yüzlerce Sat komandosu Zülfikarla saldırıyor onlara. Kitabı bıraktım müziğe ve hayallere bıraktım kendimi. Rocka-Ben Ağlasam Da çalıyor arka planda ve tam şarkının o sonda yavaşladığı kısım başladığında okudum o satırları bir kaç dakika boyunca hayallerimdeki filmi izledim müziğin harika uyumu ile.

Sonuç bölümüne gelmeden kitabın sahne değişimlerinden bahsedeceğim. Zira sonuç bölümünde bu sahne değişimleri harika kullanılmış. Gelişme bölümünde de var bunlardan ama sonuç bölümünde sürekli var. Kalbiniz güp güp atarak okuyorsunuz kitabı, tam heyecanın ortasında hop diğer sahne. Orası farklı mı orası da ayrı bir heyecan, tam zurnanın zırt dediği yerde hop diğer sahne. Harika olmuş, o bölümleri okumak ayrı bir zevkti.

Gelelim sonuca, kesinlikle beklediğiniz sonuçlarla karşılaşmıyorsunuz. Kitap burada sizi bir daha şaşırtıyor. ‘Olasılıklar Düzlemi’ terimini ilk okuduğum cümledeki beklentilerimi düşünüyorum, kesinlikle çok daha farklı bir şey karşınıza çıkacak. Ve öyle temiz bir son yok, kötüler yok olmuyor tümüyle, hatta aslar halen ayakta, daha güçlüler. Ve iyiler yorulmuş, daha büyük kayıplarla koca bir şoktalar. İşte o beklediğiniz kıyamet sahnelerinin küçük bir denemesini okuduğunuzun farkına varıyorsunuz son satırlarda. İsa tahmin edilen şahıs değil. Kitabın sonunu okuduğunuzda ikinci kitap hayalleri başlayıveriyor. İkinci kitabın iplerini çekmeye başlıyorsunuz.

Kitaplar ve müzikler özdeşleştirmeyi pek severim.

Giriş kısımları için:

Keny Arkana- Sans Terre D’asile

Bengü-Son Nokta

Gökhan Özen-Aşk En Çok Bize Yakışır

Tarihi iki ara öykü için:

Sagopa Kajmer/Kolera-Merhametine Dön

Kolera/Mozole Mirach-Sevemedim Vedaları

Kesha-Hungover

Gelişme kısımları için:

Linkin Park-Castle Of Glass

Gece-Derbeder

Manga-Hepsi Bir Nefes

Sagopa Kajmer-Onları Da Anlıyorum

Emre Aydın-Belalım

Sonuç için:

Rocka-Ben Ağlasam Da

Kolpa-Gurur Benim Neyime

Model-Levla Vazgeçti

Kitapla özdeşleşen müzik kesinlikle Rocka-Ben Ağlasam Da.

Bahattin Ceyhan, Türk Fantastik Edebiyatı, 2014