18 C
İSTANBUL
16 Ekim 2018, Salı

TÜRK BİLİMKURGU ÖYKÜLERİ

Türk Bilimkurgu Öyküleri, “Gökkuşağı Uzayı” adlı öykümle yer aldığım karma bir öyküler kitabı.Özlem Alpin editörlüğünde İM Yayın Tasarım kitapları arasında çıkan ve “Öncü Türk Bilimkurgu Yazarlarından Öyküler” alt başlığını taşıyan eserde, Refik Halit Karay, Coşkun Hepyonar, Özlem Alpin, İmren Mutlu, Ayşegül Engin, Cüneyt Uçman, Eren Sezen, Gurur Ası, Ömer Nayır, Cüneyt Gültakın, Bülent Kayran ve Aşkın Güngör’ün birer öyküsü yer alıyor.

KÜNYE

Kitap Adı: Türk Bilimkurgu Öyküleri
Basım Yılı: Eylül 2003
Türü: Öykü
Sayfa Sayısı: 228
Kapak: –
Yayıncı: İm Yayın Tasarım

KİTAPTAKİ ÖYKÜMDEN BİR BÖLÜM

“İzninizle evreni açıyorum!”

Dediğini önemsemedim. Paketten bir sigara çıkarıp koydum dudaklarımın arasına. Tanrısal roller oynamaya meraklı, ama bedenindeki insani acizlik bakışlarında sırıtan bir göz boyamacıdan başka biri değildi bu adam.

“Görecekleriniz asla yanılsama değildir,” dedi düşündüklerimi hissetmişçesine. “Sanal gerçeklik falan da değil. Onların içindesinizdir, ama dokunamazsınız. Oysa biraz sonra görecekleriniz en az sizin kadar maddedir.”

“Peki, peki,” dedim, “görelim bakalım şu yapay evreninizi!” Sigarayı tutuşturdum çakmakla. Duman küçük odanın her yanını sarmalayıverdi.

“Olmaz ama…” diye hayıflandı adam. Başındaki uzun, koni şapkayı çıkararak masanın üzerine koydu. O komik şapka başındayken daha sevimli görünüyordu gözüme. Şimdiyse ince uzun bıyıkları, çıkık elmacık kemikleri, koyu çukurlara batmış küçük gözleriyle ürkütücüydü daha çok. Üzeri hilal halindeki küçük beyaz aylarla dolu, açık mavi renkli –en az şapka kadar komik olan– tek parça elbise bile gideremiyordu bu ürkünçlüğü.

“Ne oldu?” dedim. “Sigara sorunsa…”

“Hayır, hayır,” dedi. İncecikti sesi. “Sigara değil. İçin. Sonuçta kendi ömrünüzden yiyorsunuz. Benim sorunum tavırlarınızla!”

“Tavırlarımda ne var?”

“İnançsızsınız! Kaçık olduğumu düşünüyorsunuz ve bunu gizleyemiyorsunuz hiç!”

“Bakın, özür dilerim ama yanıldığınızı…”

“Hayır, hayır! Yanıldığımı söylemeyin sakın! Gözleriniz hâlâ bağıra çağıra benim bir kaçık olduğumu söylüyor.”

Yine reddetmeyi düşündüm küçük bir an, ama düşüncelerimi gizlemenin bir anlamı yoktu. “Peki,” dedim. “Haklısınız, ama söyler misiniz bana, yeni bir evren yarattığını ve bu evreni küçücük bir kutunun içinde muhafaza ettiğini söyleyen birine karşı nasıl davranabilirim?”

“Yaratmak mı?” dedi küçük gözlerini olabildiğince açarak. “Size yaratmakla ilgili bir şey söylediğimi hatırlamıyorum!”

“Her neyse… Sonuçta hiçbir uzay gemisinin, hatta Olympos’un bile ulaşamayacağı, belki de asla, ama asla bulunamayacak devasa bir evrenin bu küçük kutunun içinde barındığını söylüyorsunuz.”

“Evet, bu doğru, ama onu yarattığımı söylemedim hiç. İcat ettiğim alet yüce Tanrı’nın sonsuz evrenlerinden birine açılan bir kapıdır sadece. Yoksa o evreni yaratan değilim ben. Sadece ona açılan kapıyı keşfeden bir bilim adamıyım.” (…)

İLGİLİ HABERLER

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.